Maldivlerde Suudi Nüfuzu – Gençlere selefilik aşılayıp koparıyorlar

“Bununla ilgili bir şey konuşmak istemiyoruz. Kendimize bunu sonsuza kadar unutmamız gerektiğini telkin ettik. Allah şahittir ki oğlumuzun kaderine ne kadar ağladık ve ne kadar çok üzüldük.”

Bu sözler, “selefi çukuruna yuvarlanan gencin” Maldivler Seçim Heyetinde görev alan annesi Rifa Ahmed’e ait. Daha önce oğlu Nasır’la ilgili konuşmayı reddeden Rifa, oğlunun radikalleşmesiyle beraber yokluğa uzanan trajedi hikâyesini ilk defa El-Cezire’ye anlattı.

“Hapishanede din işleri hakkında ona ders veren bir arkadaşı vardı. Sanırsam ilk aşırılık tohumları kalbine orada ekildi. İlk başta çok büyük bir değişiklik dikkatimi çekmedi. Namazlarını kılıyor ve dini görevleri yerine getirmeye çalışıyordu”

“Aşamalı olarak şikâyet etmeye başladı. İlk önce Maldivler’de Şeriatın yeteri kadar uygulanmadığını, sonrasında ise hırsızların İslam dininde öngörülen cezalar ile yüzleşmelerinin daha iyi sonuçlar getireceğinden bahsediyor, aynı şekilde Kur’an-ı Kerim’e göre hırsızların ellerinin kesildiğinde ve katiller idam edildiğinde dünyanın daha iyi bir yer olacağını söylüyordu.”

Serbest kalmasından birkaç ay sonra ailesine Sri Lanka’da bir sağlık randevum var diyerek eşi ile beraber Maldivler’den ayrıldı. Yedi hafta boyunca kendisiyle ilgili herhangi bir bilgi alamadılar.

Annesi hikayesine şöyle devam ediyor, “Polis memuru onun Sri Lanka’ya gitmediğini, akşam on birde İstanbul’a direkt uçuş yapan bir uçakla gittiğini söyledi”

Rifa, polis memurunun kendisine bir hafta içerisinde oğlu Suriye’ye giden beşinci anne olduğunu haber verdiğini söylüyor.

Rifa oğluyla yaptığı ilk telefon görüşmesini hala hatırlıyor. “Bazı yakınları ziyaret ettim. Başlangıçta konuşamam dedi. Ağlıyordum, o da şiddetle ağladı.”

Röportaj sırasında da ağlayan Rifa, telefon görüşmesinde oğluna annesini neden tek ettiğini ve buradan niçin gittiğini sorduğundan bahsetti.

“Suriye’de eğitim görüyorlarmış, Üç aylık bir savaş dönemi geçirmişler. Kuran, akait ve dini ibadetlerin uygulanma şekli konusunda ders alıyorlarmış. Farklı farklı bölgelere gidiyorlarmış. Benim aklımda sadece Rakka kaldı”

“Bana bugün bir saldırıdan kurtulduğunu ve hala yaşayacak ömrü olduğunu söyledi” dedi.

Programın elde ettiği fotoğraflarda, Nasır’ın Suriye’de askeri üniforma giydiği ve tüfek tuttuğu görülüyor.

Fakat o bir daha kurtulamadı. Suriye’ye gitmesinin üzerinden sekiz ay geçtikten sonra öldürüldü. Rifa bu konuda, “Oğluma bunu kim yaptı bilmiyorum. Oraya gitmesinde ona ve eşine kim yardım ettiyse onu asla affetmeyeceğim” diyor.

Suudi Araplar

Maldivler Eski Başkanı Muhammet Neşit’e göre bu mesele adanın genelinde yayılan bir veba olduğunu göstermekte.

Neşit, nüfus istatistiklerine göre, Maldivler adasından Suriye’ye gidenlerin oranının dünyanın diğer yerlerinden daha yüksek olduğunu, bu rakamın sekiz yüze ulaştığını, istihbarat servislerine göre ise dünya genelinde bu rakamın bin olduğunu belirtiyor.

2004 Aralık ayında adayı tsunaminin vurmasının ardından Maldivliler’in İslam’ın aşırılık çizgisinden gitmeye başladığını belirten Neşit konuşmasının devamında, “Sonrasında ansızın Suudi Arapların ve insanlara yardım bahanesiyle Maldivlere gelen hayır örgütleri unsurlarının sayısı artmaya başladı. Fakirlik altında yaşayan insanların yalnızlaşması kolaydır. Bunun sebebi olarak ise İslam’dan uzaklaşmaları olduğu kendilerine söylenir ve on yıl boyunca sürecek olan beyin yıkama operasyonu başlar. Vehhabilik ve Selefilik tohumları ekilir ve bu da ülkenin tamamında radikal İslam’ın yayılmasına neden olur. Maldivler’deki Suudi nüfuzu radikal İslam’ın benimsenmesine öncülük etmektedir. Bu ise savaşmak için adam toplamayı kolaylaştırıyor” ifadelerini kullandı.

Maldivler cennet sahilleri ve eşsiz manzarasıyla yılda 1,5 milyon turisti kendisine çekmektedir. Resmi olarak Maldivlerde karar mekanizması İslam Şeriatı kabul edilmektedir. Takımadadan oluşan bu Cumhuriyette dini anayasa desteklenmektedir.

Çarşaflı kız öğrencilerin ve erkek öğrencilerin fotoğraf karelerine yansıdığı çocuk bayramı kutlamalarında konuşan Belediye Başkanı Ali Haşim, Maldivlerin kültürel ve gelenek olarak barışçıl, güvenilir bir bölge olduğunu dile getirmişti. Haşim ayrıca konuşmasında, “Ancak olaya her zaman bu çerçeveden bakılmaması gerekiyor. Çünkü dünya değişiyor ve bu ülkede aynı şekilde değişiyor.  Son zamanlarda adada olumsuz gelişmeler baş gösterdi ve bu olumsuzluklar doğrudan Radikal İslam ile bağlantılı” ifadelerini kullanLmıştı.

Kaynak: El-Cezire
Çeviri: www.ihvanlar.net

  1. İzmir’in göbeğinde bile faaliyet gösteren bu tayfa elbetteki Maldivler’de de aktif şekilde çalışmalar sürdürüyordur.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir