Kur’an’ı başka bir gözle görür sûfi

İslam‘ın manevi yorumcuları olan mutasavvıflar, dinimizin kaynağı vahyi çeşitli boyutları ile aldıkları tefsirler kaleme almışlar. “Kuru ve yaş ne var ise Kur’an-ı Kerim‘de yazılıdır” mealindeki hadis-i şerifin yönlendirmesi ile karşılaştıkları her duruma denk gelen bir ayet bulmuşlardır. Mesela attan düşen bir sûfî, yaşadığı bu olayın işaretini, Fatiha Suresi’nde bulur.

Mutassavvıflar, Kur’an-ı Kerim’in kalbi dünya muhabbetiyle dolu olanlara kendi sırlarını açmayacağını, gönlü kapalı olanların ondan pek nasibinin olamayacağını söylerler. Saliklerin, kalpleri marifet nuru ile münevver olduktan sonra Kur’an üzerine okuma ve anlama çabalarına girmeleri gerektiğini söyleyen sûfîler, ancak bu hale kavuşulduktan sonra kişinin Kur’an-ı Kerim’in incilerinden hisse-yâb olabileceğini ifade buyururlar.

Kemale eren kulun ancak, Kur’an-ı Kerim kıraati ile Rabbine yaklaşacağını, manevi terbiye ile incelen kalb sahibi için, Kitab-ı Mübîn‘in sevgiliden gelen bir mektup gibi okunacağını ifade eden evliyaullah hazeratı, kalbin ihyasının Kur’an’a sarılmak ve ayetlerin manalarını tefekkürle mümkün olacağını beyan ederler. Bu iki amelden uzak duranın ise, kalbinin ve ruhunun öleceğini bildirirler.

Sûfîlerin, tasavvufun imkânları ve sağladıkları ile ayetleri yorumladıkları tefsirler, “işari tefsir” olarak adlandırılır. İşari tefsirler üzerine müstalik bir kaç araştırma kitabı da yayınladı. Süleyman Ateş‘in yıllar önce yayınladığı “İşari Tefsir Okulu” ve Yunus Emre Gördük‘ün 2013 yılında İnsan Yayınları‘ndan çıkan “Tarihsel ve Metodolojik Açıdan İşari Tefsir” isimli çalışması bunlardan ikisi.

İlk işari tefsir, “Tefsirü’l-Kur’an’il-Azim”

İlk işari tefsirin hicri 3. yüzyılda yazıldığı rivayet buyrulur. Hicri 3. asırda yaşayan evliyaullahın büyüklerinden Sehl bin Abdullah Tüsterî Hazretleri‘nin tefsiri, “Tefsirü’l-Kur’an’il-Azim”; bizzat kendisi tarafından kaleme alınmamış. Talebesi Ebu Yusuf Ahmed bin Muhammed es-Sizici‘nin aktardığı rivayetler, Ebubekir Muhammed Beleditarafından derlenerek oluşturulmuş.  

Tüsterî, Kur’an’ı baştan sona tefsir etmemiş, muhtelif surelerin çeşitli ayetlerini yorumlamış. Genel olarak âlimlerin kaleme aldığı, zahiri manalar üzerinde yoğunlaşan dirayet tefsiri dedikleri, tefsir türüne yakın olan kitaptaki rivayetlerde Tüsterî Hazretleri; kendi kanaatini açıklarken zaman zaman hadis-i şeriflerden ve sahabe-i kiramın sözlerinden faydalanır. Eser son olarak, Ezher âlimlerinden Taha Abdurrauf Sa’d ve Sa’d Hasan Muhammed Ali‘nin tahkikiyle 2004’te Kahire’de yayınlanmış.

Şiblî’nin dervişi Sülemî’nin tefsiri

Bir diğer işari tefsir de Muhammed bin Hüseyin Sülemî Hazretleri‘nin “Hakaikü’t Tefsiri”dir. Sülemi HazretleriCüneyd-i Bağdâdî Efendimizin müridi Şiblî‘den hırka giyen Nasrabazi‘ye derviş olmuş ve onun tasarrufunda süluk etmiş. İlk dönem mutasavvıflarının görüşlerine hâkim olan Sülemî Hazretleri’nin tefsiri, kendinden evvelki sûfîlerin telakkilerini yansıtması bakımından dikkat çekici bulunur.

İşari tefsirler içinde, rivayet kısmı ağır basanlar arasında gösterilen ve bu türün önemlileri arasında zikredilen “Hakâikü’t-Tefsir”de, müellifinin şahsi görüşlerine pek rastlanmaz. Sülemi Hazretleri, her bir ayetin tefsirinde, o ayet hakkında sûfîlerin kanaatlerini aktarmış. Eser son olarak 2004’te Beyrut’ta, Seyyid Umran‘ın tahkikiyle yayınlanmış.      

Şiirli bir tefsir

Tasavvuf’un ilk dönemlerinde yazılan “Risale”si ile meşhur Abdülkerim bin Hevazin Kuşeyri de bir tefsir kaleme almış. “Letâifü’l İşârat” ismini verdiği tefsirinde Kuşeyri Hazretleri, ayet yorumlarında isim belirtmeden sûfîlerden nakiller yapar. Vaaz üslubunu andıran anlatısını, şiirlerle de destekler. Selefi olan Sülemi Hazretleri’nden ayrı bir yol tutarak, ahkâm ayetlerini de işari olarak tefsir eder Kuşeyri Hazretleri. “Letâifü’l İşarat” geçtiğimiz yıllarda Türkçeye çevrilerek İlk Harf Yayınları tarafından basılmıştı.

Zahiri batını cem etmiş

İşari tefsirlerden bir diğeri de kıraat ve hadis ilminde ihtisas sahibi İbn Berrecan namıyla meşhur olan Abdüsselam bin Abdurrahman el-Endülüsi‘nin “Tenbihü’l-Efhem”isimli tefsiridir. Tenbihü’l-Efhem’in İbn Arabî Hazretleri‘ne öncülük ettiği ve görüşlerinde tesiri olduğu söylenir. İbn Berrecan, ayetleri tefsir ederken batın ve zahir gibi ayrıma gitmemiş, kitabın genelinde vahdet-i vücud telakkisi olarak isimlendirilebilecek kanaatler serdetmiş.

İsim ve sıfatlar bahsine geniş bir yer ayıran müellif İbn Berrecan, tefsirinde harfler hakkında da geniş izahlarda bulunur. Tenbihü’l-Efhem tefsiri son olarak Ahmed Ferid el-Mezidi‘nin tahkikiyle Beyrut’ta 2013 yılında neşredilmiş.

Hz. Geylâni’ye nisbet edilen tefsir

Hz. İbn Arabî’nin “Füsusu’l Hikem”ine ve Hz. Şebüsteri‘nin Gülşen-i Râz‘ına yaptığı şerhlerle meşhur olan Nimetullah bin Mahmud Nahcuvani, tefsir yazan bir diğer sûfidir. Kaleme aldığı tefsirine “el-Fevatihü’l İlahiyye” ismini veren müellif, Kur’an-ı Kerim‘i baştan sona tefsir etmiş. Kendi dönemine kadar yazılan işari tefsirler Kur’an-ı Kerim’in bazı ayetlerinin yorumlarını barındıran eserlerken, Nahcuvani Hazretleri, Kelâm-ı Kadim’i baştan sona tefsir eden ilk sufi olma özelliğine sahiptir.

Yaşadığı dönemde vuku bulan tartışmalar sebebiyle vahdet-i vücud telakkisini savunmak zorunda kaldığı tefsirinde, secili bir üslup kullanmış ve her sûrenin başındaki “Besmele-i Şerif”e yeni bir yorum getirmiş. Her sûreye de Fatiha-i Şerif ile başlayan Nahcuvani Hazretleri’nin “el-Fevatihü’l İlahiyye” isimli işari tefsiri 1999’da Kahire’de neşredilmiş.

Nahcuvani Hazretlerinin işari tefsiri 2009 yılında “Tefsirü’l Geylâni” ismiyle, Hz. Abdülkadir Geylâni‘ye nisbet edilerek basılmışsa da, tefsir erbabları eserin Nahcuvani Hazretleri’ne ait olduğunu ve iddianın gerçeği yansıtmadığını söylerler. Dolayısıyla “el-Fevatihü’l İlahiyye” isimli tefsirin Türkçeye çevrildiğini de söyleyebiliriz.

İşari tefsirlerin gözdesi

İşari tefsirin başyapıtları arasında gösterilen, “el-Bahrü’l Medid fi Tefsiri’l-Kur’ani’l-Mecid”,Ahmed bin Acibe tarafından kaleme alınmış. “İbn Acibe Tefsiri” olarak da bilinen eserde müellif, tasavvufun her yönüne Kur’an-ı Kerim’den deliller getirir. Dolayısıyla bir olgunluk dönemi meyvesi olarak anılan “Bahrü’l Medid”i müellifi İbn Acibe Hazretleri, yalnızca ilmi bilginin değil, sülukun nihayetinde varılan keşif ve manevi zevkin de katkısıyla yazılan bir eser olarak niteler.

Kur’an-ı Kerim’i baştan sona, hem zahir hem de batın yönünden yorumlaması İbn Acibe Hazretleri’nin tefsirini gözde bir eser haline getirmiş. el-Bahrü’l Medid fi Tefsiri’l-Kur’ani’l-Mecid, Dilaver Selvi‘nin tercümesi ile Türkçeye kazandırılmış ve geçtğimiz yıl Semerkand Yayınları tarafından yayınlanmıştı.  

Akıllarının almadığını, kitaba da almamışlar

Muhtelif hususlarda birçok kitap telif eden İsmail Hakkı Bursevi Hazretleri‘nin kaleme aldığı bir işari tefsir olan “Ruhu’l Beyan”, yirmi üç sene gibi uzun bir süre üzerinde çalışılmış müstesna bir eser. Hem selef ulemasının ve büyük sûfilerin sözlerinden istifade eden Bursevi Hazretleri, “Tefsirü’l Kebir” gibi kadim tefsirlere de müracat etmiş. Bu yönüyle eser, en yetkin rivayet tefsiri olarak da anılır.

Zahir ve batın manaları bir arada veren eserde, Arapça ve Farsça şiirlerin yanı sıra kıssalara da yer verilmesi dolayısıyla kitap, vaaz ve öğüt kitabı olarak da görülmüş. Bursevi Hazretleri’nin tefsirinde, kendisinin manevi bir talebesi olarak görmesi dolayısıyla Hz. İbn Arabî tesiri görülür.

Ülkemizde üç ayrı yayınevi tarafından ciltler halinde çevirisi devam eden kitab, ne yazık ki bazı tahriflere de uğradı. Tercümeyi yapan kurulun bilgisini aşan kısımlar “günümüz ilmiyle açıklanması mümkün olmadığı” gerekçesi ile esere alınmamış. Mevcut çevirilerin en makbul görüleni, Osmanlı Yayınevi tarafından yapılan neşridir.

Sûfîlerin, vahy-i ilahi ile olan münasebetlerinin kavranması hususunda bu tefsirlere başvurulması halinde, ayetlerin akleden kalpler tarafından nasıl yorumlandığını görmek mümkün olacaktır.

Ahmed Sadreddin – Dünyabizim.com

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir