ihvanlar.net EHLİ SÜNNET MÜDAFAA HATTI ismailağa İsmailağa cemaati

Yavuz Bahadıroğlu’nun ensesine şaplağı yediren merakı

23 Nisan 2019 - 11:02 'de eklendi.

“Yeryüzünde sadece Türk çocuklarının bayramı var, çocuklar!”

Başöğretmenim (o tarihte ilkokul müdürlerine “Başöğretmen” deniyordu) Hikmet Bey böyle söyledikçe, ben “Avrupalı, Amerikalı yaşıtlarımın bayramı yok” diye acırdım. Karınları toktu belki, ama bayramları yoktu; bizim karnımız açtı, ama bayramımız vardı!

Neden sonra pek çok ülkede “çocuk şenliği” olduğunu öğrendim. Anladım ki, koskoca başöğretmenimi de kandırmışlardı.

İlkokul çağında hayat zaten “şiir gibi” yaşanır, ama milli bayramlarda cebren ezberletilen uyduruk şiirler, “şiir gibi” hayatımızın ahengini bozardı! 

Neden derseniz, bayramlarda disiplin zirveye çıkar, bağıra-çığıra sıraya sokulurduk. Büyüklerin bitmez tükenmez nutukları “cebren ve hile ile” dinletilirdi. Onlar çok konuşur, biz çok üşürdük!

Hemen hemen her 23 Nisan, Doğu Karadeniz’de soğuk ve yağışlı geçerdi. Okulumuz da denize birkaç yüz metre mesafedeydi. Üstelik hemen önünden dere geçerdi. İki taraftan esen buz gibi rüzgâr kemiklerimizi ısırır, titreşip dururduk…

Ben, her milli bayramda, çalakalem yazılmış övgüleri şiir niyetine okumak zorundaydım. Bunun en güzel tarafı, biraz ısınmamdı. Başöğretmen Hikmet Bey’in özenle seçtiği şiiri bas bas bağırarak okurken, biraz olsun ısınırdım:

“Güzel yurdum ellere, bir mal gibi satıldı,

Ata’mın gür kaşları birden bire çatıldı…”

“Neden satmış”, “kime satmış”, “kaça satmış” bilemezdim? Daha çok küçüktüm. Başöğretmenim, “Vatanı Vahdettin sattı” diyordu, “Atatürk de kurtardı!” 

İyi ama babam, “İngiltere’nin İstanbul’u işgal ettiğini, ama Kurtuluş Savaşı’mız boyunca hiçbir cephede İngiltere ile savaşmadığımızı, İngiltere’yi hiçbir cephede yenmediğimizi, İstanbul’u bir süre işgal altında tutup, sonra geldikleri gibi gittiklerini” söylüyordu.

Büyüyünce fark ettim ki, pek “geldikleri gibi” gitmemişler: “Halife-i Ruy-i Zemin”i alıp götürmüşler! Bir daha da Ümmet-i Muhammed’in (kısa bir süreliğine Abdülmecid) halifesi olmamış; ümmet, ipi kopmuş tespih taneleri gibi savrulmuş, bu savrulma esnasında Filistin’de bir “Siyonist Devlet” kurulmuş, petrol yatakları Avrupalı büyüklere peşkeş çekilmiş…  Acaba bunun için mi gelmişlerdi? 

Ayrıca şiirin, muhtemelen kafiye tutturma endişesiyle uydurulmuş mısralarına da fena halde takılırdım: “Çarpsaydı damarında eğer halis Türk kanı/ Satar mıydı Vahdettin keyfi için vatanı?” 

“Halis Türk kanı” nasıl bir kandı meselâ? Bildiğimiz kan gruplarının içinde miydi, dışında mı? Acaba aynı ülkenin vatandaşı olan Lâzların, Kürtlerin, Çerkezlerin, Abhazların, Romanların, Arnavutların kanı da “halis” miydi? Bir kanın “halis”olup olmadığı nasıl anlaşılır, ne tür tahliller gerektirirdi?

Çözemezdim. Yalnız bu değil, çözemediğim öyle çok muamma vardı ki, sonunda patladım: O günlerde okuduğum bir kitabın da etkisiyle, Atatürk’ü Samsun’a Sultan Vahdettin’in (Vahidüddin) gönderdiğini, bu durumda “hain”denemeyeceğini söyledim Başöğretmenime… Ardından hesap sorar gibi sordum:

“Neden ders kitapları, şiirler ve siz ısrarla ‘hain’ diyorsunuz?” 

Dedim, ama ense köküme de şaplağı yedim: “Ben ne diyorsam o!”

Gerçek ne olursa olsun, belge ne söylerse söylesin, o gün bugündür “onların”dediği oluyor!

“Bugün 23 Nisan/ Neşe doluyor insan” diyorsa, neşe dolacaksınız çocuklar! 10 Kasım’da “matem” tutacak, üzüleceksiniz! 

“Onuncu Yıl” kitabında yazılı olduğu üzere, padişahların, “Sarayın dört duvarı arasında ömürlerini zevk ve sefahatle geçiren mirasyediler” olduğunu tekrarlayarak büyüyeceksiniz!..

“Sarayın dört duvarı arasında ömürlerini zevk ve sefahatle geçiren mirasyedi”padişahların nasıl dünyayı dize getirdiklerini, Bizans’ı nasıl fethettiklerini, tekmil Avrupa’ya nasıl hükmettiklerini, Viyana kapılarına nasıl dayandıklarını, ülke sınırlarını nasıl 22 milyon kilometrekareye çıkardıklarını merak etmeyeceksiniz.

Merak ederseniz, şaplağı ense kökünüze yersiniz, çocuklar!

Yavuz Bahadıroğlu – Yeni Akit

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Bu yazı yorumlara kapatılmıştır.

SON DAKİKA

Son 5 Yorum

  • Yazıcızade
    Ak Parti kabinesi Mevlüt Çavuşoğlu, Hulusi ak »
  • Yazıcızade
    İlim yok, politika yeteneği var. İlim yok, ke »
  • seyyah
    S.Arabistan yöneticilerinin halihazırdaki tut »
  • seyyah
    Topkapı Müzesi eski başkanı Haluk Dursun ve ş »
  • Gülsüm
    Böyle bir sözleşme nasıl bu zamana kadar gele »
  • İLGİLİ HABERLER