Mü'min üç şeyden boş kalmaz


SOHBET: Cübbeli Ahmet Hocaefendi
YAZIYA DÖKÜM: E. Canbulut

  Mü’min üç şeyden boş kalmaz.

Ya fakir olur, ya insanların gözünde hakir olur, ya da hasta olur. Bazen üçü birden olur bende olduğu gibi, bazen ikiye bir, ama birinden boş kalmaz.
   Senin durumun nasıl? “Ooo, forsum çok iyi!” Hastalık mastalık birşey var mı, ağrın sancın? “Hiç öyle birşey bilmem!”
   Kadın, Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellemle evlenecekti. Efendimiz sallallahu aleyhi ve selleme kendini arzetti, dedi ki “Ben sizinle evlenmek istiyorum Ya Rasulallah.” Dediler ki diğer kadınlar “Ya Rasulallah, bununla evlen. Bu sana çok hizmet eder. Kanlı canlı.” Yani güçlü kuvvetli falan… Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem için kendini arzederlerdi, ayet-i kerimede de var. Yani evlenmek istiyorum manasına yani. Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem orada dururken…o zaman tabi sonra helal değil bundan sonra ayeti geldi, tamam o, o sırada kaldı. O ayet gelmeden evveli konuşuyoruz.
   Dedi ki “Ben hayatta başım ağrımamıştır, başağrısı nedir, bir yerim ağrımış bilmem.”
Dedi ki o zaman “Kusura bakma, ben senle evlenemem çünkü Allah Tealâ’nın hiç hastalık, illet vermediğinde sıkıntı vardır.” dedi.
   Yani bir, Allah muhafaza etsin, azap siması müşahade etti ve hasta olmadıysa bana yaramaz dedi. Çünkü mü’min ya fakir olacak, ya hakir olacak, ya hasta olacak.
Adama soruyorsun “Nasılsın?” “Dört köşeyim elhamdulillah!” Hastalık yok! Fakirlik yok! İtibar bin beş yüz! Bilmiyorum, okuduğum hadis-i şeriflere göre pek senin hakkında hayır dilenmiş değil. “Allah kime hayır dilerse, ona musibet verir.” Bu kadar! “Ya Rabbi, beni de sev de bana bela ver!” diye dua etmeye de lüzum yok. Zaten sen doğru yolda git, belalar gelecek, merak etme. Ha bu önünüzdeki gibi… Sen birşeyler yapmaya bak, doğru gitmeye bak, belasız kalmayacaksın, merak etme. Belasız gün görmüyoruz. Çünkü hak üzere olduğumuzu anlıyoruz.
   Geldi dedi sahabeden biri, ne dedi: “Ya Rasulallah! Ben Seni çok seviyorum, Sen de beni sev!”
Dedi: “Seviyor musun beni?”
“Çok seviyorum!”
“O zaman,” dedi, “Beni sevenden bela eksik olmaz. Beni seviyorsan yağmur yağdığı zaman sel yatağına su ne kadar çabuk iner, ne kadar hızlı yatağını bulursa, sular toplanırsa; bela ondan çabuk bulur beni sevenleri. Sen de biraz kendine biraz hazırlık yapmaya başla belalara karşı.” dedi. “Beni seviyor musun?” dedi, “Belalara hazır ol!” dedi.
   Siz de zannediyorsunuz ki ben Allah’ı, Peygamberi çok seviyorum, bundan sonra hiç bela gelmeyecek. Hakiki mü’minseniz, Ehli Sünnet’in galibiyeti için, İslam’ın dünyada hakim olması için cihad ruhunu taşıyan mücahid adamsanız belanız eksik olmayacak. Maddi veya manevi…
   Ama bela istemeyeceğiz! Allah’ım biz Sen’den -şahit ol- afiyet istiyoruz. Dinimizde de afiyet, malımızda da afiyet, çoluk çocuğumuzda da afiyet, bütün vatanımızda da afiyet… Bela istemiyoruz. Ya Rabbi, bir bela takdir ettiysen sabra muvaffak eyle! (Amin) Rızaya muvaffak eyle Ya Rabbi! (Amin) Razı olanlardan eyle Ya Rabbi! (Amin) Razı olduklarından eyle Ya Rabbi! (Amin) Razı edeceklerinden eyle Ya Rabbi! (Amin) Amin Ya Rabbi! Ölene kadar da şu Sen’den razı olma duasını da bize unutturma Ya Rabbel Alemin ve Hayran Na’sırin ve Hayral Fatihin! Amin Ya Rabbel Alemin.

www.ihvanlar.net