Dizilerdeki Osmanlı Haremi Yalanlardan İbarettir

   İslam’a dünya çapında eşine az rastlanır hizmetleri bulunmuş Osmanlı Ecdadımızı karalamak amacıyla çevrilen dizilerde haremin ön plana çıkartıldığını görüyoruz. Kendi zihinlerinden uydurdukları veya aşağıda ismi geçen şahıs gibi ecnebilerin uyduruklarından yola çıkarak yazılan senaryoların hepsi sadece bir iftiradır. Çünkü Haremi ve Padişahın özel hayatını bilmek imkansızdır.
   Osmanlı ve harem ile alakalı araştırma yaptığınızda haremi temsil eden minyatür resimlere rastlarsınız. Dikkat edilirse hepsinde aynı tema işlenmiştir. Ayakta dans eden bir kadın, padişahın etrafında serilmiş kadınlar, meyveler, şatafat, eğlence… Çünkü gavurun ve gavurca düşünenlerin şehvet çalışan zihin dünyası ancak bu kadar hayal edebilmektedir.
   Ahmet Şimşirgil “Valide Sultanlar ve Harem” adlı eserinde bu konuyu ele alıyor. İşte size o kitaptan kısa bir bölüm:
   Adından da anlaşılacağı üzere, yasaklığı e bilinmezliği Topkapı Saray’ının Harem bölümünü çok merak edilen, araştırılan ve sorulan bölümü haline getirecektir.  Fakat bu araştırma kendi dönemi içerisinde sadece gayrimüslimlere özgü bir husustur. Zira bir Müslüman için bunun bilinmeyecek ve anlaşılmayacak bir tarafı yoktur.
   Oysa Gayri Müslimler, kendileri için sır dolu bu hayatı merak etmektedirler. Batılılar, geniş hayal güçleriyle, bire bin karatar oluşturdukları gerçek dışı rivayetlerle hiç görmedikleri halde, Harem hakkında kitaplar kaleme almışlardır.
   Dünyaca tanınmış İtalyan yazar Edmondo De Amicis’in  İstanbul isimli eserinde(zırvasında) bu gerçeği görüyoruz:
   “Yüz kadın hünkarın buselerine nail olduğu için övünebilirdi. Köşkler beşik doluyordu. Hazine kasalarından altın selleri boşalıyordu. Kıbrıs ve Macaristan şarapları çiçeklerle süslenmiş sofraların üstüne sel gibi akıyordu….”
   Kendi hayal dünyasını Osmanlı haremine giydiren bu zavallının içinde bulunduğu durumu Fransız seyyahı Jean Baptiste Tavernier Harem dairesine küçük bir bölüm ayırdığı hatıralarında şöyle ortaya koyuyor:
   “Kadınlar dairesine ilişkin bir bölümü buraya, okuyucuya bu daireyi iyi bilmenin imakansızlığını anlatabilmek için dahil ediyorum. Buraya erkeklerin girmesi yasaktır ve bu yasak bir Hıristiyan manastırındadakinden çok daha büyük dikkatle uygulanır.
    Sultanın aşk hayatının niteliği gizli tutulur, bunun üzerinde konuşmayacağım e bu konu hakkında hiçbir bilgi edinemedim. Bu konuda fantezi kurmak kolay ama doğru bir şeyler söylemek olabildiğince güçtür.”
   İşte işin gerçeği bu…
   Dolayısıyla dün, bu gün ve yarın Osmanlı’nın Harem’i ile alakalı yazılacak senaryolar ancak ve ancak yazanın hayal dünyasından öte geçemeyen yalanlar olacaktır.
www.ihvanlar.net