Hürmet ve tazim etmenin meşruluğu hakkında deliller

   Bir kimseye meşru dairede hürmet ve tazim etmek caizdir. Selefi kılıklı vehhabilere bu konuda iki önemli delil getirilebilir. Bunlardan bir tanesi ayet-i kerimedir:
   “Meleklerin hepsi birden (Adem’e) secdeye kapandılar. Ancak İblis secde edenlerden olmaktan imtina etti.”(el-Hicr15/30, 31) Melekler ona kulluk etmek için değil, hürmet etmek için secde ettiler.
   Diğeri ise kaynaklarıyla çok sağlam bir rivayettir:
   (Hudeybiye Günü müşrikler tarafından Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) ile barış antlaşması imzalamaya gönderilen) Urve, Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’ın sahâbelerini gözleriyle iyice tetkike başlayarak arkadaşlarına: “Bu ne ta’zimdir? Vallahi Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) ağzından bir şey atarsa, muhakkak bu sahâbesinden birinin avucuna düşüyor ve o kişi bunu yüzüne ve vücuduna sürüp ovalıyor. Onlara bir şey emredince hemen onun emrini yerine getirmeye koşuyorlar. Abdest aldığı zaman da abdest suyunun artanını almak için birbirleriyle neredeyse savaşıyorlar. O bir şey konuştuğu zaman huzurunda seslerini alçaltıyorlar (Ona alçak sesle cevap veriyorlar): Ona olan saygılarından yüzüne dikkatle bakamıyorlar.” dedi. Sonra Urve Kureyş’in yanına dönerek gördüklerini
şöyle bildirdi: “Ey Kavmim! Vallahi ben vaktiyle birçok melikin huzuruna sefir olarak çıktım. (Rum Meliki) Kayser’in, (Acem hükümdarı) Kisrâ’nın ve (Habeş kralı) Necaşî’nin divanlarına elçilikle girdim. Vallahi, bunlardan hiçbir hükümdarın adamlarının, Muhammed (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’in ashabının Muhammed (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’e yaptıkları ta’zim kadar kendi krallarına ta’zim ettiklerini görme dim. O bir kere tükürecek olsa mutlaka onlardan birinin eline düşüyor ve onunla yüzünü ve derisini ovalıyor. O bir şey emredince derhal emrini yerine getirmeye koşuşuyorlar. O abdest aldığı zaman abdest suyunun fazlasını birbirlerinin üzerine yığılarak paylaşıyorlar. O konuştuğu zaman onun yanında seslerini kısıyorlar ve ona karşı olan saygılarından yüzüne dikkatle bakamıyorlar.”(Buhârî “Şurût” 15, (no: 2581, 2/976); Ahmed b. Hanbel, el-Müsned, (no: 18950), VI, 498; Abdurrezzak, el-Musannef, (no: 9720), V, 336; el-Beyhakî, es-Sünenü’l-Kübra, (Cizye: 40, No: 18807), IX, 366.)
Ensarın toplandığı yere, reisleri olan Sa’d b. Mu’az (Radıyallahu anh) gelince, Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) (Reisiniz için ayağa kalkı­nız)(Buhârî “İsti’zan” 26; Ebû Dâvûd “Edeb” 144)  buyurdu. Bu emir Sa’d’i ta’zim etmeleri içindi. (Sa’d hasta idi. Onu hayvandan indirmek içindi) demek yanlıştır. Çünkü, hepsine emrolundu.
İndirmek için olsaydı bir kişiye emr olunurdu. Yalnız Sa’d için deni­lirdi. Reisiniz demeye lüzum olmazdı. Ebû’l-Velid b. Rüşd şunları demiştir. Ayağa kalkmak için şunları söy­lemiştir.
Haram olan: Kibir ve yücelik taslayıp ayağa kalkanlar karşısında ken­dini büyük gören için kalkmak.
Caiz olan: Kalkılmasını istemeyen ve zorbalara benzeme söz konusu olmayan kimseler için bir iyilik ve ikram olmak üzere ayağa kalkmak.
Müstehap olan: Yolculuktan gelen birisi için sevinç gösterisi ve se­lâmlama niyetiyle ve yeni bir nimete kavuşanın nimetini tebrik etmek için veya bir musibete uğrayanı teselli etmek için ayağa kalkmak.
Bazı fıkıh kitaplarında, mescidde oturanın ve Kur’ân okuyanın da yanlarına giren için eğer kalkılmaya layık birisi ise saygı için kalkmaları, mekruh olmaz, denir. (en-Nemenkanî, el-Fethur’Rahmanî, s. 256)
Tahavî; “ayağa kalkmanın kendisi (liaynihi) mekruh değildir. Mekruh (haram) olan ayağa kalkılmasından hoşlanmak ve kalkılmayacak kimse için kalkmaktır.”
İbn Vehbanî “Bana göre günümüzde ayağa kalkılması güzel (müste­hap) olmalıdır. Çünkü kalkılmaması, özellikle de kalkma adeti olan yerler­de kin, buğz ve düşmanlığa sebep olabilmektedir, der. (en-Nemenkânî No: 257.)
   Ayet-i Kerime ve bu rivayet bize hürmet ve tazimin meşru olduğu ispat ederken aslında bir gerçeği de ortaya koyuyor.
   Ashab-ı kiram ile Peygamberimiz arasındaki ilişki öyle sade, soğuk değildi. Ne yapsak da onunla iletişim kursak, ondan bir parçaya sahip olsak, O’na dokunsak, onun yanından hiç ayrılmasak gibi bir düşünceyle adeta etrafında pervane oluyorlardı…
www.ihvanlar.net