Şia ve Vehhabiye reddiye yapmak mezhep çatışması mı oluşturur?

   Yıllardır Müslüman topraklarında tohumu ekilen sapıklık propagandalarının Ehli Sünnet alimler tarafından çürütülmesi ve çürük iddiaların sağlam bir şekilde cevaplandırılması bir takım çevreleri rahatsız ediyor. Aslında rahatsız olanlar bizzat fitne odakları ama rahatsızlıklarını farklı usullerle dile getirip kurtulmaya çalışıyorlar.
ŞİA VE SELEFİLİK
   Şia’yı devlet politikası haline getiren İran, Vehhabiliği benimseyen Arabistan yıllarca dünyaya şiilik ve vehhabilik sattılar. Yeri geldi Sunni bir ülke işgal edilirken alkış tuttular ve hatta işgalin ardından o ülkeye yerleştiler.
   Son yıllarda da ülkemizde açıktan olmasa da bir takım örtü ve maskelerin altına gizlenen maşalar vesilesiyle sapık ideolojilerini, İslam’ın temelini sarsmaya yönelik iddialarını dile getiriyorlar.
   Ehli Sünnet Hocaefendiler de bu hadsizlere hadlerini bildiriyor ve ağızlarının payını her fırsatta veriyorlar. Bununla da kalmayıp sorunun temeline inerek ŞİA VE SELEFİLİK hakkında bizleri aydınlatıyor ve tehlikeye karşı uyanmamızı sağlıyorlar. Bizler de sitemizden sizlere ulaştırmaya çalışıyoruz.
MEZHEP ÇATIŞMASI(!)
   Birileri de kalkıp şunu söyleyebiliyor:
“Siz İran’ı (Şiayı) eleştiriyorsunuz ama mezhep çatışmasının önünü açıyorsunuz”
“Şia belki kötü ama şu zeminde reddiye yapmak mezhep çatışmasına zemin hazırlar”
“İran’ı bırakıp Amerika’yı mı tercih edicez”
“Amerika’nın İran’a olan saldırılarına zemin hazırlıyorsunuz”
   Kimse demiyor ki, “İRAN ŞİA’YI YAYMA POLİTİKASINI BIRAKMALIDIR”
   Bunu diyen yok, Şia’nın borazanlarına ses çıkartan yok. Adamlar açıkça İslam’ın temel kavramlarını tartışmaya açıyor, sünnet kavramını silmeye çalışıyor, mealcilik sapıklığıyla milleti felakete sürüklüyorlar ve bu mezhep çatışması olmuyor ama Ehli Sünnet alimler reddiye yapınca çatışmaya zemin hazırlamak oluyor.
   Ehli Sünnet alimler, İslamın ana caddesini müdafaa etmeyecekse, ehli bid’ate reddiye yapmayacaksa niye var?
   Adamlar her şartta sapıklık propagandasını yapıyorsa alimlerimiz de her şart ve zeminde cevaplarını vereceklerdir.
 HEDEF İRAN DEĞİL TÜRKİYE
   Her zaman İran ve Amerika arasında seçim yapmak zorunda bırakıldık lakin farkında değildik ki, hedef İran değil Türkiye’dir.
   Bizi İran ile oyalıyorlar. Hedef saptırması yapıyorlar. Asıl hedef Türkiye. Suriye’nin kuzeyini PYD’ye teslim ettiler. PKK’nın Suriye kolu sınır boyunca yanı başımızda.
   Sözde kürdistan projesinin en büyük ayaklarından biri böylece gerçekleştirildi. Daha sonrasında Türkiye’den bölünmeyi gerçekleştirmeye çalışacaklar. (Uzun vadeli bir proje)
   Şeytan’ın isteği bu topraklarda Peygamber ve ashabının inandığı, yaşadığı İslam’ı yok etmek. (Peygamber ve ashabından gelen İslam’a uydurulmuş diyecek kadar ileri gitmediler mi)
   İşte İran ve Suud rejimi tam de bu doğrultuda çalışıyorlar. Şia bir yandan Vehhabi selefilik bir yandan Ümmeti kasıp kavuruyor.
   Ehli Sünnet alimler reddiye yapınca, eleştirince de “çatışmaya zemin hazırlamak” oluyor.
   Yok öyle yağma…
   Herkes görevini yapacak. Ehli Sünnet alimlerimiz artan şia propagandasına karşı seslerini daha gür ve yüksek çıkartacaklar. Çakma selefilerin maskelerini düşürecekler.
   Şunu unutmayın biz reddiye yapsak da yapmasak da “İran’ın” Şiayı yayma politikası son bulmayacaktır. Çünkü İran’ın derdi Ümmet değil “ideolojisidir”.
   Bu sebeple Irak’a girmesi için Amerika’ya göz yumarlar, Mısır’da katledilen binlerce masuma ses çıkarmayıp, Suriye’de bizzat katliam yaparlar ama Arabistan’da asılan bir Şii için dünyayı ayağa kaldırırlar.
MÜCADELEYE DEVAM
   Şia ile “kalem” ve “kelam” düzeyinde mücadelemiz devam edecektir, kimsenin şüphesi olmasın.
   Türkiye’deki borozanları deşifre oldu, olmaya devam edecek. İddiaları çürütülüyor ve çürütülmeye de devam edecek.
   Allah’ın izniyle Ehli Sünnet müdafaası hiçbir zaman son bulmayacaktır.
www.ihvanlar.net