Hıristiyan diyalogcuların yeni oyunu: Camiye benzeyen kilise

Türkiye’de bile yeni yapılan camilerin neden klasik mimariden uzaklaştırıldığını şimdi daha iyi anlayabiliyoruz. Cami dışında herşeye benzeyen yapı tarzı şimdilerde kiliseler için de kullanılmaya başlanmış. Ve böylelikle bir benzerlik oluşturulmaya çalışılmış. İşte konuyla alakalı bir haber:

“Birbirini anlamak” bahanesi altında, Dinlerarası Diyalog, İbrahimi Dinler, üç hak kitap, cami-kilise-havra birlikteliği gibi ifsadlara şimdi yenisi eklendi. Özellikle Afrika ve Uzak Asya’da küresel Hıristiyanlaştırma faaliyetlerine yeni bir ad buldular. Hâşâ camiinin üzerine haç koymak demek olan bu yeni ifsad dininin adı Hırislam!

Ahmet YAVUZ

Hırislam Kiliseleri…

Küresel güçlerin İslam dünyasındaki direnişleri kırmak için ortaya koydukları İslam ve Hıristiyanlık’ın karışımı melez yeni bir “din”in adı olan Hırislam sapkınlığı için; başta Nijerya, Uganda gibi Afrika ülkelerinin yanı sıra Amerika’da, Avustralya’da da çok sayıda “Hırislam Kilisesi” faaliyet gösteriyor.

Hilalle Haçı Birleştirme Çabası

Yeni bir medeniyetin doğuşu diyerek İslamo-Hıristiyanlık ya da İstiyanity olarak da adlandırdıkları Hırislam, İslam Peygamberinin (s.a.v.) üzerine haşa haç koyma olarak da tanımlanıyor. Hırislam safsatasını ilk çıkaranlar ise daha çok Evanjelist Hıristiyanlardan oluşuyor. Genelde Afrika olmakla birlikte bu tür sentez din anlayışlarının en fazla görüldüğü ülkelerden biri Nijerya. Öyle ki, Nijerya’da iki camiye Hz. İsa’nın boydan resmi, O da Müslümanların bir peygamberidir denilerek asıldı.

Papaz şemseddin önce hacca, sonra kiliseye!

Papaz Samusideen (Şemseddin) Saka Müslüman bir ailede yetişmiş olmasına, birkaç defa da hacca gitmesine karşın, “Şimdi Hıristiyan’ım. Fakat bu, İslam kötü demek değil” diyor. Böylece İslam’dan dönülmeden de Hıristiyan olunabilecekmiş gibi yansıtmaya çalışıyor. Bin 500 kişilik salonda Pazar günleri koro Hıristiyan ve İslami ilahileri birlikte söylüyor. Papaz Şemseddin, İncil ve Kur’an’dan vaazlar veriyor. Hutbeleri, konuşmaları yerel televizyonlarda yayınlanıyor. Medya elinden geleni yapıyor.

İslam-Hıristiyan karışımı melez bir din arzulanıyor

Afrika’da farklı ülkelerde bu yöndeki çalışmalarıyla tanınan Afrika uzmanı araştırmacı Mustafa Efe, Milli Gazete’ye yaptığı açıklamada, Uganda’da bir binanın giriş kapısının üstüne hem hilal hem de haçın dikildiğine dikkat çekerek, “İçeri girildiğinde kiliselerdeki gibi sıralar var. Ancak sıraların arası secde edecek kadar geniş. Dışarıda ezana benzer karışık bir şeyler söyleniyor. Namaz kılınırken namaz içinde kilise şarkıları söylenip alkış tutuluyor” diye konuşuyor.

Afrika kıtasında daha önceden Hıristiyanlıkla yerel dinlerin birleşmesinden birçok ucube inanç türediğini ve bu sürecin devam ettiğini bildiren Mustafa Efe, “Bunu şimdi de İslam üzerinde Hıristiyanlıkla birleştirerek yapmaya çalışıyorlar. Hırislam sapkınlığı da bunun son halkası. Müslümanları bekleyen tehlike ne şeytandır ne de düşmandır. Müslümanları bekleyen esas tehlike Müslüman’ım diyen kâfirlerdir” şeklinde konuşuyor.

Sözde Hırislam dininin Nijerya’daki kurucusu Tela Tella, “Müslümanların elbiselerini kurutan güneş Hırıstiyanların elbiselerini kurutmuyor mu” diye soruyor ve ekliyor: “Tanrının Müslümanlardan daha fazla Hıristiyanları sevdiğine inanmıyorum.” Takipçileri onu, “Elçi, Tanrının dileği, Kutsal Mesih, Ifeoluwa” diye isimlendiriyorlar. Tela Tella da İslam ve Hıristiyanlık arasında takipçilerine birlik ve hoşgörü vaazları veriyor. Böylece melez bir dini yaşam Afrika’da gittikçe popülerleşiyor.

Önce, faize ve kapitalist sisteme uygun bir Hıristiyanlık oluşturmak için Alman Keşiş Martin Luther’in öncülüğünde Protestanlık mezhebini oluşturdular. Zaten tahrif edilmiş olan İncil’i ve 3 milyarlık Hıristiyanlığı, Siyonistlerin bugünkü küresel düzeninin itaatkâr, teslise dayalı, seküler dini haline getirdiler. Ancak masonluk ve dolar gücüyle oluşturdukları Gizli Dünya Devleti aracılığıya kıtaları yönetmek ve sömürmek için önlerinde bir engel vardı. Yüce Allah’ın kıyamete kadar koruması altındaki Kur’an-ı Kerim ve İslam.

Şuursuz veya zayıf bırakılmış Müslümanları Hıristiyanlaştırma faaliyetlerinde Afrika ve Uzakdoğu’da kısmen mesafe kaydetseler de, başarılı olamadılar. Bunun üzerine İslam Dinini, inancını, en azından yaşantı olarak bozmaya, ılımlılaştırmaya, dejenere etmeye başladılar. Uzun yıllara dayanan dinler arası diyalog masalından sonra şimdi başvurdukları yeni sapkınlığın adı ise Hırislam.

Hilalle Haçı Birleştirme Çabası

Yeni bir medeniyetin doğuşu diyerek İslamo-Hıristiyanlık ya da İstiyanity olarak da adlandırdıkları Hırislam, İslam Peygamberinin (S.A.V.) üzerine haşa haç koyma olarak da tanımlanıyor. Hırislam safsatasını ilk çıkaranlar ise daha çok Evanjelist Hıristiyanlardan oluşuyor.

Genelde Afrika olmakla birlikte bu tür sentez din anlayışlarının en fazla görüldüğü ülkelerden biri Nijerya. Öyle ki, Nijerya’da iki camiye Hz. İsa’nın boydan resmi, O da Müslümanların bir peygamberidir denilerek asıldı.

Nijerya’da Tanrı Misyonu’nun Gerçek Mesajı adlı kilisede Hıristiyanlık ve İslam’ı birleştirmeye çalışıldı. İbadet etmek için bu Kiliseye gelenler, önce İsa (a.s.)’a atfen ayrılan bölümde dua ediyor. Ardından da caminin çevresindeki fayanslı bölgede koşup sözde ‘Tek Tanrıya’ affedilmeleri ve yardım için duada bulunuyor. Söz konusu olan dos doğru İslam dinini sentezlemek olunca sınır kalmıyor. Bu dönüşü de Kabe’nin etrafındaki dönüşe benzetiyorlar. Bu grup “Chris-lam-herb” olarak da biliniyor. Hırislam ifsat projesinin mimarları, Nijerya’daki bu grubu bütün Afrika’ya bir model olarak gösteriyor.

Yarısı Müslüman yarısı Hıristiyan bir ülke olan Nijerya’da bu tür sentezci oluşumlar, Orta Afrika Cumhuriyeti’ndeki Hıristiyan vahşetini de örnek göstererek, hoşgörülü bir barışa hizmet edecek gruplar olarak takdim ediliyor. “İnsanlar faydacı ve pratik bir din arayışında oldukları için rijit doktrinleri olan inançlara girmeyeceklerdir” diyorlar.

Papaz Şemseddin

Papaz Samusideen (Şemseddin) Saka Müslüman bir ailede yetişmiş olmasına, birkaç defa da Hacca gitmesine karşın “Şimdi Hıristiyan’ım. Fakat bu, İslam kötü demek değil” diyor. Böylece İslam’dan dönülmeden de Hıristiyan olunabilecekmiş gibi yansıtmaya çalışıyor. Bin 5 yüz kişilik salonda pazar günleri koro Hıristiyan ve İslami ilahileri birlikte söylüyor. Papaz Şemseddin, İncil ve Kur’an’dan vaazlar veriyor. Hutbeleri, konuşmaları yerel televizyonlarda yayınlanıyor. Medya elinden geleni yapıyor.

Sözde Hırislam dininin Nijerya’daki kurucusu Tela Tella “Müslümanların elbiselerini kurutan güneş Hırıstiyanların elbiselerini kurutmuyor mu” diye soruyor ve ekliyor: Tanrının Müslümanlardan daha fazla Hıristiyanları sevdiğine inanmıyorum”. Takipçileri onu “Elçi, Tanrının dileği, Kutsal Mesih, Ifeoluwa diye isimlendiriyorlar. Tela Tella da İslam ve Hıristiyanlik arasında takipçilerine birlik ve hoşgörü vaaazları veriyor. Böylece Melez bir dini yaşam Afrika’da gittikçe popülerleşiyor.

Mustafa Efe: İslam-Hıristiyan Karışımı Melez Bir Din Arzulanıyor

Afrika’da farklı ülkelerde bu yöndeki çalışmalarıyla tanınan Afrika uzmanı Araştırmacı Mustafa Efe, Milli Gazete’ye yaptığı açıklamada Uganda’da, bir binanın giriş kapısının üstüne hem hilal hem de haçın dikildiğine dikkat çekerek, “İçeri girildiğinde kiliselerdeki gibi sıralar var. Ancak sıraların arası secde edecek kadar geniş. Dışarıda ezana benzer karışık bir şeyler söyleniyor. Namaz kılınırken namaz içinde kilise şarkıları söylenip alkış tutuluyor” diye konuşuyor.

Afrika kıtasında daha önceden Hıristiyanlıkla yerel dinlerin birleşmesinden birçok ucube inanç türediğini ve bu sürecin devam ettiğini bildiren Mustafa Efe, “Bunu şimdi de İslam üzerinde Hıristiyanlıkla birleştirerek yapmaya çalışıyorlar. Küresel planların uygulama yeri olan Afrika kıtası sömürgecilik, misyonerlik, kölelik, komünizm ve kapitalizm gibi zulümlerden çok çekti. Milyonlarca insan kültürünü, dilini, dinini, hayatını kaybetti. ‘Beyaz Tanrının’ baskısı üzerlerinden hiç inmedi. Hırislam sapkınlığı da bunun son halkası. Müslümanları bekleyen tehlike ne şeytandır ne de düşmandır. Müslümanları bekleyen esas tehlike Müslümanım diyen kafirlerdir” şeklinde konuşuyor.

Afrika kıtasında 1900’lü yılların başında Hıristiyan nüfusun yüzde 7-9 arasında olmasına karşın bugün bu oranın yüzde 50’nin üzerine çıktığına vurgu yapan Afrika Uzmanı Mustafa Efe, Müslümanları Hıristiyanlaştırmak için 1965 II. Vatikan Konsilinde alınan kararlar doğrultusunda misyonerlerin geliştirdikleri yeni taktiğe göre Müslümanlara “sevgi” ve ortak “değerler” temelli yaklaşılmaya çalışıldığını kaydetti. Efe şöyle konuştu: “Müslümanlar İsa (a.s.)’a olan sevgilerinden dolayı kurtuluşa ereceklerdir. Bu şekilde yaklaşarak Müslümanların gönüllerini alacaklar ve Hıristiyanlığın kötü imajını yıkarak Müslümanların en azından Hıristiyanlığa sempati ile bakmaları sağlanacaktır. Bu yüzdendir ki dinlerarası (nasıl olacaksa) diyalog çalışmaları vesilesiyle haçlı seferleri, yakılıp yıkılan şehirler, Endülüs’te, Cezayir’de, Afrika’da katledilen ve halen Irakta, Afganistan’da devam eden katliamlar unutturulmaya çalışılmaktadır.”

Hak-batıl yok, hoşgörü var!

“Bu ‘Küresel din’ projesinin gerçekleşmesinin önünde olacak bütün hareket, düşünce, organizasyon, kurum ve kuruluşlar radikal ya da terörist ilan edilerek sindirileceklerdir.” diyen Mustafa Efe, “Artık ‘Bu Hakk’tır, bu da Batıl’ demek radikallik göstergesi, Hıristiyanlığın tahrif olmuş bir din olduğunu söylemek hoşgörüsüzlük olarak kabul edilecektir. Siyah ve beyazın değil gri tonların hakim olduğu her ortama, bölgeye, kişiye uygun kişiliksiz, kimliksiz bir din anlayışı kabul görmeye başlamıştır. Üç Testament yani üç kitap Tevrat, İncil ve Kur’an’ın ortak bir versiyonu üzerinde çalışmalar devam etmektedir.” diyerek tehlikenin boyutlarına dikkat çekiyor.

Milli Gazete