Ubeydullah Arslan adındaki Tevhid İstismarcısını DEŞİFRE

ubeydullah arslan - ubeydullah aslan

Değerli Gönül Dostları!

    Günümüz şu fitne zamanda gerçek ilim ehli yerine artık “laptop alimleri” ortalıkta boy göstermeye çalışıyor. “Alim” ziyade bilen manasına gelmektedir ve hoca sıfatı ile anılır. Bu gün ise vaaz edeceği ayeti ve tefsirini bile önüne aldığı laptoptan okuyarak laf kalabalığı ile vaaz etmeye çalışan insanlar var. O halde önce bunların hakiki birer alim olmadığını bilelim. Çoğu ifadelerinin de ilmi olmayan felsefi yorumlardan ibaret olduğunu unutmayalım.

 TEVHİD İSTİSMAR ARACI OLDU!

   Yine bu gün Suudi Vehhabilerin maddi desteği ile Türkiye’de İngilizler tarafından gerçekleştirilmeye çalışan “tasavvuf ve tarikat düşmanlığı” projesi hız kesmeden devam ediyor. Ve her dönem yeni bir surat karşınıza çıkıyor. Birinin yüzü eskiyip rezil olduğunda veya işlevsiz hale geldiğinde bir de bakıyorsunuz diğeri yavaş yavaş faaliyetlerine hız veriyor.

   Arada bazı farklar var. Mesela birisi Prof. etiketli olursa diğeri olmuyor ve o da Prof. olana karşı tavır almış gibi gözüküyor. Piyasa yeni çıkan eskilerin üzerine basarak da pirim yapmaya çalışıyor. Yani “a” tarikat düşmanı “b” tarikat düşmanının da farklı bir düşüncesinden dolayı sapık olduğunu ilan edebiliyor.

 UBEYDULLAH ARSLAN

    Tevhid adı altında insanları şirkle suçlayıp müşrik olduğunu iddia edenlerden birisi de Ubeydulalh Arslan adındaki bir şahıs. Biz, takipçilerimiz söylemese bu adamın ismini dahi duymadık. Yani çok da popüler değil aslında. Etrafına kendi kılığında toplanmış üç beş kişi ile birlikte oturup kalkıyorlar. Biz sizler istediğiniz için kısaca bir reddiye yapacağız.

   Ubeydullah Arslan da diğerleri gibi Vehhabi zihniyetinin bir yansıması olduğunu konuşmalarında gösteriyor. O şirk, bu müşrik diyerek sözde tevhid ve selef müdafaası yapıyor.

   Şeyhten medet istemenin şirk olup olmadığı konusunda kendi internet sitesinden bakın nasıl cevap veriyor:

   1.Delil: “Allah’a ibadet edin, ona hiçbir şeyi ortak koşmayın.” (en-Nisa, 36) Açıklama : Ayet Allah’a şirk koşmadan onu birleyerek ibadet etmemizi emretmektedir.         

   2.Delil: “İnsanları kendisine çağıracağın ilk davet edeceğin şey, Allah’tan başka ilah olmadığına şehadet etmeleri olsun.” (İmam Buhari-Müslim Açıklama : Hadis, Allah’tan başka ilah olmadığına çağırmak gerektiğini, Allah’ı birlemenin bir esas olduğunu bildirir.”

    Ölüden, şeyhten, uzaktaki efendiden yardım istemek şirktir. Bunda şüphe yoktur, lütfen inancınızı yargılayın, araştırın, körü körüne inanmayın, bilimsel islama sarılın, Kuran ve sahih sünnete bağlanın, delille konuşun, birde çevrenizde işittiğiniz atanızdan miras aldığınız dini yargılayın, siz Allah’ın dinini mi yaşıyorsunuz atalarınızın size dayattığı dini mi? Selametle.

NASIL DELİLLER AMA!

   Bakın nasıl deliller ama! Laptoptan biraz daha araştırsaymış belki daha fazlasını bulurmuş ama bunlarla mı yetinmiş yoksa kendi ilmiyle hareket edip cehaletini mi sergilemiş?

   1. DELİL ÇÖKERTMESİ

   Delil olarak aldığı ayet Allah’a ibadet etmekten bahsetmektedir. Soru şu: Kişinin bir başkasından yardım istemesinde nasıl bir “ibadet” şekli vardır?

   Yani en cahil insan bile “bir başkasından yardım” istemenin ona tapmak veya ibadet etmek manasına gelmeyeceğini bilir.

   Şunu kabul edin: Bir kişi ister yanında ister uzakta olsun ondan yardım istemek, yardıma çağırmak “bir ibadet” değildir ve bu “şirk” olarak kabul edilemez…

   Eğer tersini söylerseniz zaten aklınızdan şüphe ederiz.

   Dolayısıyla “gel bana yardım et”, “gel benim şu işimi gör” ifadeleri ister yakında ister uzakta olsun kime kullanılırsa kullanılsın şirk olamaz…

   “Zülkarneyn, “Rabbimin bana verdiği (imkan ve kudret, sizin vereceğiniz vergiden) daha hayırlıdır. Şimdi siz bana gücünüzle yardım edin de, sizinle onların arasına sağlam bir engel yapayım” dedi.” (Kehf 95)

   Ayeti Kerimede Zülkarneyn Aleyhisselam’ın yanındaki bir cemaatten yardım istediği ifade ediliyor. Bir başka ayette ise:

   “Andolsun, Biz, Mûsâ’ya Kitab’ı (Tevrat’ı) verdik ve kardeşi Hârûn’u da ona yardımcı kıldık” (Furkan 35)

   Anlatmak istediğimiz şudur: Maddi ve manevi – zahiri ve Batıni olarak bir sebebe dayalı olmadan, Allah’ın direkt olarak yardım edeceğini iddi etmek hem O’nun kelamı hem de adeti ile çelişmektir. Allahu Teala Peygamberlerine bile çeşitli sebepler ve vasıtalar aracılığı ile yardım etmiştir.

   “Bu mallar özellikle, Allah’tan bir lütuf ve hoşnudluk ararken ve Allah’ın dinine ve peygamberine yardım ederken yurtlarından ve mallarından uzaklaştırılan fakir muhacirlerindir. İşte onlar doğru kimselerin ta kendileridir. (Haşr 8)

   Dolayısıyla yakında ve uzakta olan herhangi birinden imdad istemek çok doğal bir durum olduğu gibi aksini söylemek laptop alimliği yaparak ayetleri kendince saçma sapan yorumlayarak insanları şirkle suçlamak aslında kendini şirk bataklığına saplamaktır.

   Bir Müslüman zaten ister yakındakinden, ister uzaktakinden kimden olursa olsun yardım isterken bu yardımı yaratacak olanın Allah olduğunu bilmektedir. Bunun ifade ediliş şekli önemli değildir. Mesela

   Cebrail (Aleyhisselam) Meryem Valideye ne demişti:
   “Sana bir çocuk vereceğim” (Meryem 19)

   İnkarcılara sorulacak soru şu: Ayeti Kerimede sabit olduğu üzere Cebrail  “Allah sana bir çok verecek” değil de “Çocuk vereceğim” diyor. O halde Çocuğu veren kim?

   Eğer derlerse ki “Çocuğu veren Cebrail”dir o halde kendileri şirke düşmüş demektir. Yok eğer “Çocuğu veren Allah’tır, Cebrail vesiledir, böyle söylenmesinde bir beis yoktur” derlerse zaten kendi iddialarını çürütmüş olacaklardır.

2. DELİL ÇÖKERTMESİ

   Zaten delil olarak verilen hadisin konuyla alakası yoktur.

   Ancak kendisinin hadis naklettiği yani kabul ettiği Buhari de geçen bir rivayeti sizlere aktaralım. Eğer Buhariyi kabul etmiyor ise kendisi niye naklediyor, kabul ediyorsa buyursun okusun:

   Enes Radıyallahu Anh’den den rivâyet edilmiştir ki: Halk yağmursuz kalıp kıtlığa uğradıkları zaman Ömer İbnul Hattab, (Peygamber’in amcası) Abbas İbni Abdilmuttalib’i vesîle edinerek yağmur duası yapar  ve duada “Ya Allah! bizler, peygamberimizi vesîle edinerek sana niyaz ettiğimizde bize yağmur ihsan ederdin. Peygamberimizin amcasını vesîle edinerek senden niyaz ediyoruz. Yağmur ihsan eyle” (Buhari, İstiska:3)

“Bir kere Abdulalh ibni Ömer (Radıyallahu anhuma)nın ayağı uyuştu, o zaman bir adam ona: “En sevdiğin insanı an” dedi. O da “Ya Muhammed” der demez bağlardan kurtulmuş gibi rahatladı. (Buhari, el-Edebü’l-müfred:438, No:993, sh:262)

   Mus’ab ibn-i Sa’d (Radıyallahu anh)’den rivayet edilen: “Siz ancak zayıflarınız hürmetine yardım olunuyor ve rızıklandırılıyorsunuz.” (Buhari, Cihad:75 No:2739, 3/1061; Nesai, Cihad:43, No:3178, 6/352, 6/45; Adurrezzak, el-Musannef, No:9691, 5/303)

   Utbe bin Gazvan (Radıyallahu anh)’dan rivayet edilen bir hadis-i şerifte, Resulüllah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) Efendimiz şöyle buyurmaktadır:
   “Sizin biriniz bir şey kaybederse yahut yanında arkadaşı bulunmadığı bir yerde yardım dilerse:
   ‘Ey Allah’ın kulları bana yardım edin! Ey Allah’ın kulları bana imdad edin!’ Desin. Çünkü Allah’ın bizim göremediğiz kulları vardır.” (Taberani, el-Mu’cemu’l Kebir, No:290, 17/117; Haysemi, Mecme’u’zevaid, No: 17103, 10/188)

   İbni Abbas (Radıyallahu Anh)dan rivayet edilen bir Hadis-i Şerifte Resulüllah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurmuştur:
   “Şüphesiz ki Allah’u Teâlâ’nın hafaza meleklerinin dışında yeryüzünde melekleri vardır ki, ağaç yapraklarından düşenleri yazarlar.
   Sizin birinize çöl arazisinde bir aksaklık isabet ederse: ‘Ey Allah’ın kulları! (Bana) yardım edin’ diye seslensin.” (İbn-i Hacer El-Askalani, Muhtasar-u Zevaidi’l-Bezzar, No:2128, 2/420)

    Abdullah ibn-i Mes’ud (Radıyallahu anh)den rivayet edilen diğer bir hadisi şerifte, Resulüllah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurmuştur:
   “Sizin birinizin sahrada hayvanı kaçarsa: ‘Ey Allah’ın kulları hapsedin! Ey Alalh’ın kulları durdurun’ diye seslensin. Çünkü Allah’ın yeryüzünde hazır bulunan kulları vardır ki, kısa bir zaman içinde onu tutarlar.” (Ebu Ya’la, El-Müsned, No:5269, 9/177, İbni Hacer, el-Metaibu’l Aliye, No:3375, Taberani, El-Mu’cemu’l Kebir, No: 10518, 10/217, Deylemi, Müsnedü’l Firdevs, No: 1311, 1/330”

   Onlar inkarlar etmek gayesi ile putlara tapanlar hakkında inen ayetlerden başka bir ayet ve hadis bulamazken bizler delilleri tek tek sıralarız Allah’ın izniyle.

NEDEN TARİKAT VE SAVVUF DÜŞMANLIĞI!

   Tevhid adına mücadele(!) ettiğini iddia eden herkes ilk olarak tasavvuf ve tarikatın karşısına dikilir… Tarikat ve tasavvuf düşmanlığı ise ilk olarak “Allah arşın üzerinde” diyen İbni Teymiyye ile başlamış ve İnglizler tarafından kurdurulan Vehhabi=Selefilik ile sistemleştirilmiştir. Çünkü:

   Gerçek tevhid, gerçek İslami yaşam ve Ehli sünnet inancını bu güne kadar tasavvuf ehli tarikatlar ve Allah dostları gösterdikleri üstün gayretler ile muhafaza etmişlerdir ve etmektedirler. İngiliz=Suud güdümlü Vehhabi=selefiler ise girdikleri her yerin temiz inancını bozmaya çalışmışlar sadece Allah dostlarının irşad faaliyetleri gösterdikleri alanlara nüfuz edememişlerdir.

   Bu nedenle önce kendilerine göre yorumladıkları ayet ve hadisler (işlerine geleni alır işlerine gelmeyeni almazlar) ile öncelikle Allah dostlarına ve tarikatlara olan yönelimi kırmak, itibarsızlaştırmak istemektedirler. Birkaç cahil sofunun sözünü de kendilerine delil alırlar ve ehli kıbleyi çok kolay bir şekilde şirkle suçlarlar. Bunun için de kullanılan en büyük araç “tevhid” olmuştur ve olmaya devam edecektir.

   Onlar Tevhidi, hadis ve ayetten delilleri olan hususları inkârda görürler. Hâlbuki İslam, onların reddettiği konuları kabul etmekte ve uygulamalar ile sabit kılmaktadır. Dolayısıyla onlar aslında kendi kafalarının kabul etmediği mevzuları reddetmektedirler. Böylelikle Kur’an ve sünneti kendi kafalarına göre yorumlamaktadırlar.

   Bilmezler ki, ayetten ve hadisten delili olan bir konu kesinlikle şirkle, kafirlikle suçlanamaz. Ve bunu yapan kişi kendini tekfir etmiş olur. Tevhidi kendisi bozmuş olur. Kendisi şirke düşmüş olur.

SİZLER ŞUURLUSUNUZ…

   Elhamdülillah sizler bu konuların şuurundasınız ve sitemizin vesilesiyle de inkarcılara ilmi cevaplar veriyorsunuz. Ancak bilmeyen kardeşlerimiz var ise onları da aydınlatmaya çalışın. Eğer tasavvuf erbabı iseniz bu konuları daha iyi kavrayın ve her yerde verecek cevabınız olsun…

www.ihvanlar.net

PAYLAŞ