Al-i İmran 55 ve Maide 117 ayetleri ve İsa a.s’ın Nüzulü

   Kur’an-ı Kerimde çelişki olmadığını her zaman ve zeminde söylüyoruz. Çelişki Kur’an-ı anladıklarını zanneden, kendi anladıklarını Kur’an’ın meali zanneden insanlardan kaynaklanıyor.

   Ehli Sünnetin üzerinde titizlikle durduğu İsa (Alehisselam)ın ölmediği ve nüzulü meselesi bu konuda bir örnektir.

   Mesela Al-i İmran 55 ve Al-i İmran 117. ayeti kerimelerinde “müteveffike” kelimesi vardır. Bu kelimenin manaları arasında “seni vefat ettireceğim” manası da vardır ancak o mana alınamaz. Neden o mana alınamaz? çünkü eğer o manayı alırsanız diğer ayetler ile çelişirsiniz.

   “Bir de inkarlarından ve Meryem’e büyük bir iftira atmalarından ve “Biz Allah’ın peygamberi Meryemoğlu İsa Mesih’i öldürdük” demelerinden dolayı kalplerini mühürledik. Oysa onu öldürmediler ve asmadılar. Fakat onlara öyle gibi gösterildi. Onun hakkında anlaşmazlığa düşenler, bu konuda kesin bir şüphe içindedirler. O hususta hiçbir bilgileri yoktur. Sadece zanna uyuyorlar. Onu kesin olarak öldürmediler. Fakat Allah onu kendisine yükseltmiştir. Allah üstün ve güçlüdür, hüküm ve hikmet sahibidir.” (Nisa Suresi 156-157-158)

   Bakınız ayeti kerimede yahudilerin öldürdük demelerinden dolayı kalplerinin mühürlendiğine ve lanete uğradıklarına vurgu yapılırken kesinlikle öldürülmediği vurgulanıyor ve öldürülmediğinin vurgulanmasının ardından “yükseltildiği” söyleniyor.

KELİMENİN DİĞER MANALARI DURURKEN!…

   Mesela Taha suresinde “Rahman arşı istiva etti” ayetine “arşa oturdu” manası veremezsiniz. İstivanın manaları arasında oturmak da vardır ancak onu alamazsınız. Alırsanız “Onun misli hiçbir şey yoktur” ayeti ile çelişirsiniz. Biz de oturduğumuza ve Allah’ın yarattığı hiçbir şeye benzemeyeceğine göre oturma manasını vermeniz imkansızdır. İstivanın hükümran olmak, hüküm sürmek gibi manaları da vardır.

   Aynı şey işte tam burada da geçerlidir. “teveffa” kelimesi çeşitli manalara gelmektedir. İşte basit bir lügatten örnek:

   Burada biz “öldü manası” veremeyeceğimize göre Kur’an-ı kerimin diğer ayetlerini tefsir eder şekilde “tamamını almak” manası verilmelidir ki, Müfessir Sahabeler ve ehli sünnet alimler bu manayı vermişlerdir.

   İşte bu ayetlerin ehli sünnet ulemasına göre verilen tefsirli meali:

   “Hani Allah buyurmuştu ki: “Ey İsa! Şüphesiz Ben seni (yeryüzünden) tamamen al(ıp ikinci kat semaya kaldırarak, Yahudilerin öldürme teşebbüsünden kurtar)ıcıyım, seni Kendi (meleklerimin karargahı olan gökleri)me yükselticiyim, o kafir olmuş kimseler(in kötü muamelelerin)den seni tertemiz ediciyim ve kıyamet gününe kadar sana hakkıyla uymuş olan (Müslüman)ları (hem ilmi sahada, hem de silah güvcü bakımından) inkar etmiş olanların üstünde (galip) kılıcıyım! Sonra (ahirette senin de, ümmetinin de) dönüşünüz ancak banadır! Artık (o zaman, dini konularla alakalı) kendisinde ihtilaf etmekte bulunmuş olduğunuz şeyler hususnda, aranızda (kimin haklı, kimin haksız olduğuna) Ben hüküm vereceğim.” Ali İmran 55

   “Ben onlara: ‘benim de Rabbim, sizin de Rabbiniz olan Allah’a ibadet edin!’ diye Senin bana kendisini (söylememi) emretmiş olduğun şeyden başkasını söylemedim.
İçlerinde bulunduğum sürece ben kendileri üzerine bir şahit (ve gözcü) idim. Fakat sen beni (göklere kaldırarak içlerinden) tamamen alınca, onlar üzerine (tam manasıyla gözcü ve koruyucu olan) Rakib sadece Sen oldun. Zaten Sen (bizim sözlerimiz ve işlerimiz dahil) her şeye (hakkıyla şahitlikte bulunan bir) Şehid’sin.” Maide 117

   Ayeti celilede geçen “Seni vefat ettirecek benim” cümle-i celilesinden yola çıkarak şu anda İsa (Aleyhissealm)ın vefat etmiş olduğunu, dolayısıyla kıyamete yakın dünyaya gönderilmeyeceğini söyleyenler, diğer bir çok ayet-i kerime ve hadisi şerifle çelişen, dolayısıyla da Ehl-i Sünnet’e muhalif olan batıl bir inançtadırlar. Zira ehli sünnet uleması, burada geçen “teveffi” kelimesini; halk dilinde yaygın olan “öldürme” anlamında değil de, lugatlerde bilinen “tamamıyla alma” manasında tefsir etmişlerdir. Zaten peşi sıra gelen: “Seni kendi kendime yükselteceğim” ifadesi de bunun, ölen diğer mubarek insanların ruhlarının göğe yükseltilmesi gibi ruhani bir ref’ anlamında olmayıp, bir insanın hem bedeni hem de ruhuyla diri olarak göğe yükseltilmesi manasında olduğuna işaret etmektedir. Ulemanın bu hususta farklı cevapları varsa da, Sahabelerin baş müfessiri İbni Abbas (Radıyallahu anhuma) dan nakledilen; Taberi ve kurtubi (Rahimehullah) tarafından da tercih edilen sahih görüş; İsa Aleyhisselam’ın hiç ölüm tatmaksızın ve uyutulmaksızın canlı ve uyanık haliyle göğe kaldırıldığıdır. (Beyzavi Tefsiri, Nesefi Tefsiri, Alusi ve Hazin Tefsirleri)

   Ayeti Kerimeleri en güzel şekilde anlayabilmek için Ahıska Yayınevinden Efendi hazretlerimize ait tefsirli Kuran mealini alabilirsiniz.

HADİSİ ŞERİFLER

   Ayetlerin yanında hadisi şeriflerde bu ayetlerin bu manada olduklarına işaret etmektedir. 

(Benim dinim üzerine İsa gelir, Deccalı öldürür, sonra kıyamet kopar.) [İ.Ahmed]

(İsa gelince Deccalı öldürür.) 
[Müslim, İ.Ahmed, Taberani, Ruyani, Ziya el makdisi]

 (İsa, Deccalı öldürdükten sonra iki kişi arasında düşmanlık kalmaz.) [Müslim]

(Bir ümmet ki başında ben, sonunda İsa gelir. Allah onları hor etmez.) 
[Hâkim, Ebu Nuaym]

 (Ne mutlu İsa indikten sonraki hayata…) [E.Nuaym]

(Ahir zamanda İsa indikten sonraki hayat ne güzeldir. Yağmur yağdırması için gökyüzüne, bitki bitirmesi için yeryüzüne izin verilir. Tohumu düz bir taşa ekersen yeşerir. Bir kişi aslanın yanından geçer aslan ona zarar vermez. Yılana basar da, onu sokmaz. İnsanlar arasında menfaat mücadelesi, karşılıklı haset ve kin olmaz.) [Ebu Said-en-Nakkaş]

(İsa, âdil bir hakem olarak indiği zaman kin, nefret ve haset kalkacaktır.)
 [Müslim]

   (İsa benim yanıma gömülecektir.) [Tirmizi]

   Kur’an çelişmez, çelişen ancak ve ancak Kur’an ve sünnete muhalif olan kafalardır…