Bir Hanefi zorluk karşısında Şafi Mezhebine uyabilir mi?

Dinin temel kaynaklarından hüküm çıkarmaya gücü yetmeyen kimselerin bu işin ehli olan müçtehid kimselere tabi olması, Allah Teâlâ’nın kesin bir emridir. Cenab-ı Hak şöyle buyuruyor: “…Eğer bilmiyorsa-nız, ehl-i zikre, bilenlere sorun.”1
Ayet-i Kerimede geçen “ehl-i zikir”den maksat âlimlerdir. Bu emirden de anlaşılmaktadır ki: Müminler, bilmediklerini bilenlere sormakla mükelleftirler. Bu nedenle herkes tabi olduğu mezhebe göre hareket etmeli ve bundan sorumlu olacağını bilmelidir.
Mezhepler arasındaki farklı görüşlerin bulunması, konu ile ilgili âyet-i kerime ve hadîs-i şeriflere farklı yorumlar getirilmesinden ve bazen de Hz.Peygamber (S.A.V.) Efendimizden aynı konuda aktarılan değişik rivayetlerin bulunmasından kaynaklanmaktadır.
Mezhepler arasındaki farklı görüşler, zaruri hallerde Müminler için bir kolaylık sağlamaktadır. Bu itibarla keyfi değil, zaruret halinde diğer hak bir mezhep ile amel edilebilir. Bunun ölçüsü kişinin o konuda kendi mezhebinde hareket edemeyecek durumda kalmasıdır.

dipnot

(1) Nahl suresi: 43