Kategori: OSMANLI VE TARİH

Osmanlı padişahları hukuka bağlı mıydı?

Bir mektubun özeti şöyle: “Tarih öğretmenimiz Osmanlı padişahlarının dediği dedik olduğunu söyledi: Gerçekten de hukukun üstünde miydiler?” Şimdi de rastlandığı gibi, zaman zaman hukuk dışına çıkan padişahlar da olmuştur, ancak bu çok nadirdir. Genel olarak Osmanlı padişahları hukuka bağlı kaldılar. Padişahların hukuka bağlılıklarını gösteren örneklerden, Kanuni Sultan Süleyman devrine ait iki örnek üstünde duracağım… Kâğıthane’deki mesire yerlerine su […]

Çivisiz Cami tam bir sanat eseri

Tokat’ın Zile ilçesinde 18. yüzyılda çivi kullanılmadan inşa edilen Elbaşıoğlu Camisi, mimarisiyle görenlerin dikkatini çekiyor. Elbaşı Seyit Ahmet tarafından çandı yöntemiyle (çivi kullanılmadan) ahşap ve kesme taştan yapılan cami, Zile ilçe merkezinde bulunuyor. Duvarları bir sıra kesme taş, üç sıra tuğla dizilerek örülen cami, mimari yapısıyla ziyaretçilerden ilgi görüyor. Caminin minaresinde çokgen gövdeli tek şerefe […]

Osmanlı’yı Cihan Devleti Yapan 20 Sır

Derin Tarih Dergisinde Prof. Dr. Abdülkadir Özcan’ın kaleminden 16. yüzyıl tarihçisi Talikîzâde’nin Şemâilnâme-i Âl-i Osman adlı eserinde anlattığı Osmanlı hanedanının 20 benzersiz özelliğini yayımladı. Talikîzâde’ye göre Peygamber Efendimiz zamanından beri İran ve Turan’da 13 İslâm hanedanı hüküm sürmüştür. 16’ncısı Osmanlı padişahlarıdır. Talikîzâ­de bunlar hakkındaki ilahî ihsanların malûm olduğunu belirttikten sonra ese­rinde bazı hususiyet ve yeteneklerinden […]

Osmanlı Anadolu’da Misafirlik nasıldı?

Asırlarca İslama hizmet edip bayraktarlığını yapan ecdadımızın güzel meziyetlerinden biri de misafirperverlikleri, dil, din, ırk ayrımı gözetmeksizin gelen bütün misafirlere hizmet etmeleri idi. İşte ecdadımızın bu güzelliklerine örnekler… Ecdadımız misafir ağırlamaya çok itina gösterirdi. O zamanlar imkânlar kıttı; evde musluktan akan su yoktu, elektrik yoktu, yemek pişirmek için gaz yoktu, buzdolabı yoktu, çamaşır makinesi yoktu, […]

OSMANLI PADİŞAHLARININ BİLİNMEYEN ÖZELLİKLERİ

Osmanlı’da gerek hânedan mensupları, gerekse diğer devlet adamları, husûsî bir eğitimle, yüklendikleri mes’ûliyeti deruhte edecek bir liyâkatte yetiştirilirlerdi. Bu zâhirî cihete ilâveten şunu da söylemek lâzımdır ki, Cenâb-ı Allah, kendi takdîrini onlara yâr ve yardımcı kıldığından, -bilhassa yükseliş devrinde- arka arkaya hem hânedan mensupları, hem de diğer devlet adamlarına müstesnâ kâbiliyet ve fıtratta evlâtlar ihsân […]

Harf İnkılabı Gerçekleri

undan 91 yıl önce Türkiye güz mevsimine Arap elifbası yasağıyla girdi, çıkan bir kanunla Arap elifbası kaldırıldı, Latin alfabesine dayanan alfabe “yeni Türk harfleri” olarak kabul edildi. Normal şartlarda eğer ilki “Arap elifbası” idiyse ikincisinin de “Latin alfabesi” olarak adlandırılması gerekmez miydi? Bu alfabenin neresinin “Türk” olduğunun bugüne kadar makul bir izahı bulunabilmiş değildir. Cumhuriyet […]

SULTAN ABDULHAMİD’İN SON ZAFERİ: ÇANAKKALE

Sultan Abdulhamid düşen cepheler, çiğnenen bedenler adına bir umuttu. İşgal ordusu tarafından iffeti kirletilen, eşinin elleri kelepçelenen Müslüman kadının kızları adına yüreğinde taşıdığı güvendi. Devlet-i Aliyye’nin en zor döneminde gelen bir Fatih Sultan, bir Yavuz Selim’di o. Ayn Calut’ta Sultan Baybars’ın, Malazgirt’te Alparslan’ın, Kudüs önlerinde Selahaddin’in gösterdiği mukavemet ve iradenin ümmete yeniden avdet etmesiydi Sultan […]

Ömer Nasuhi Bilmen yaptığı açıklamayla Amerika’lıları şaşkına çevirdi

1940’ların sonuna doğru Amerika’da bir olay cereyan ediyor. Zengin bir adamın ölümünden birkaç yıl sonra bir kadın yanında bir çocukla mahkemeye başvuruyor. Çocuğun ölen adamdan olduğunu iddia ediyor. Ölüden DNA testi yapılamayan bir dönem dünya için. Amerika hukuk sistemlerinde bu olayın bir karşılığını bulamayınca başka sistemlere müracaat ediyorlar. Roma hukukuna bakıyorlar yok. Yunan, Hint, Uzakdoğu’da […]

Yunan gavurunun Müslüman Türk’e yaptığı aşağılıkları unuttuk mu?

   Unutkan bir millet olmayalım, unutmayalım. Unutturulmaya çalışılıyor, aldanmayalım. Hislerimizi diri tutalım. Bu gavurlar fırsatını bulsa aynısının bin katını bize yine reva görecekler.    Avrupa’nın desteği le İzmir ve Aydın ile civarını işgale yeltenen Yunan gavuru Müslüman halka etmediğini bırakmadı. Şayet biz bunları bilmezsek ve nesillerimize aktarmazsa bize yazıklar olsun… Bu konuda teferruatlı bilgi için […]

Osmanlı’da tüccar olmak

   Osmanlı insanı gerçekten bambaşka. Kur’an ahlakı ile ahlaklanmış, Resulüllah’ı hücrelerine kadar hissetmiş bir millet.    O döneme ait Osmanlı halkının ahlakına, dürüstlüğüne, güvenilirliğine dair özellikle yabancıların hayranlıkla ifade ettiği bir çok hadise var.    Bu yazımızdaki hadise ise bir Müslümanın kendi dinini insanların nazarında nasıl sakınmasını gerektiğine bir misaldir. Yani bir Müslüman dinine, inancına […]

Mustafa Kemal’in başlattığı Türkçe değişikliği İslam düşmanlığnın bir göstergesiydi

   Güzel Türkçemizi “aslına döndürmek” bahanesiyle İslami kelimeleri çıkartmak ve uyduruk kelimeler sokmak suretiyle öyle bir hale getirdiler ki… Daha önce “Güneş Dil teorisini” yazmıştık BURADAN OKUYABİLİRSİNİZ    Bu konuyu okurken çok şaşırtıcı bilgilerle de karşılaşıyorsunuz.    İşte sadece “Kelime Hortlatma” başlıklı o bölüm:    Daha önce de bir nebze temas etmiş olduğumuz üzere, her […]

Abdullah Cevdet Kimdir?

   Osmanlı Devletinin son devirlerinde yaşamış (devleti yıkmaya çalışan vatan haini) siyaset adamı ve yazar. Jön Türkler hareketlerini başlatanlardan ve İttihad ve Terakki Cemiyetinin kurucularından. Babası Diyarbekir Birinci Tabur Katibi Ömer Vasfi Efendi olup, 9 Eylül 1869’da Arapkir’de doğdu. 1932’de İstanbul’da öldü. İlk tahsilini Arapkir’de ve Hozat’ta yaptıktan sonra Mamüretü’l-Aziz (Elazığ) Askeri Rüşdiyesini bitirdi. Kuleli […]

Esnaf için elzem bir teşkilat Ahîlik – Ahîlik Nedir?

   Selçuklu’da dini ve milli birliğin muhafazasında, Osmanlı Devletinin kuruluşunda ve Osmanlı insanının yetişmesi ve terbiyesinde büyük hizmetler gören içtimai bir teşkilat. Arapça “kardeşim” manasına gelen ahi ile Türkçe “cömert, eli açık” manasında olan “akı” kelimeleri ile yakınlık göstermekte ise de hangisinden geldiği belli değildir. Her iki kelimeden de gelmesi ihtimal dahilindedir. Ahilik, 13. yüzyılda […]

Fahreddin Paşa ve Zeytinyağlı Çekirge Salatası

Medine’yi büyük bir heyecanla savunan ve bu gün İngiliz uşaklarının hedef aldığı Fahreddin Paşa ve şu olay hangi şartlarda bu müdafaayı yaptıklarını anlatmaya yeter ve artar. İngilizlerin ”Çöl Kaplanı” diye tarif ettiği Medine müdafii Fahreddin Türkkan askerin et ihtiyacını karşılamak, subay ve erlerin eksik olan kalorilerini temin etmek için bir çare düşünmüştü. Fahreddin Paşa bu […]

Türkçe lisanımız böyle katledildi

M. Kemal’in direktifi ile 1932 Temmuz ‘un da “Türk Dilini Tedkik Encümeni” kuruldu. Bu cemiyetin bünyesinde birçok komisyonlar teşekkül ettirilerek “tasfiyeci” bir anlayışla ve adeta askeri bir planlama gibi harekete geçildi. Gaye : O derecede “ırkçı “ ve “gayr-ı ilmi “ idi ki; halkın günlük konuşmasında yer almış olup da menşe ‘ itibariyle Arapça ve Farsça […]

Bazı şehirlerin değiştirilmeden önce Osmanlı'daki ismi

   -Bilecik merkezin adı vilâyetin adı ise Ertuğrul’du. -Bursa merkezin adı vilâyetin adı ise Şehid Sultan I. Murad’a nispetle Hüdavendigâr’dı. -Elazığ adı ise uydurmadır. Aslı vilayet adıyla Mamuretü’l-Aziz’dir. O da Şehid Sultan Abdülaziz’in şehri baştan imarına nispetle öyledir.    Yine Yalova’da “Güneyköy” diye bir yer vardır. Bunun adı da uydurmadır. Asıl adı Sultan Reşad merhuma […]

Osmanlı Padişahlarının Mürşidleri ve Tarikatı

   Osmanlı’nın tarikatı da vardı, dervişleri de vardı, tekkeleri de vardı. Bölünme yoktu, ayrılık da yoktu, dünyaya da hükmediyordu. neden? Çünkü her yapı ehli Sünnet dairesinde olmak zorundaydı. Demek ki, hak tarikatlar bölmüyor Ehli Sünnetten çıkanlar ümmeti bölüyor…    İngizlilerin etkisiyle tarikat/tasavvufa dil uzatanlar bu tabloya iyi baksın. Her padişahın arkasında bir Allah dostu var […]

Sürre Alayı nedir?

Halifeliğin Osmanlılara geçişinden, yani Yavuz Sultan Selim’in Mısır Sefer-i Hümâyunu sonrasından itibaren, Osmanlı Devleti, her yıl, Haremeyn’e (Mekke ve Medine’deki mübarek mekânlara) armağan olarak para ve çeşitli armağanlar gönderirdi. Gönderilen paralar başta Peygamber Efendimiz’in ve Ashab-ı Kiram’ın torunları olmak üzere, bütün Medineli fakirlere dağıtılırdı. İstanbul her sene Peygamber diyarına hizmet edebilmenin hazzını yaşar, lezzetini duyardı. […]

SULTAN II. MURAD'IN OĞLU II. MEHMED'E ÖĞÜTLERİ

“-Ey benim sevgili oğlum!İnsan oğlunun her birinde, başkalarıyla çeşitli münasebetler kurmaya yarayan normal bir akıl bulunmalıdır. İşte bu akıl, bütün saadet ve mutluluğun tükenmez kaynağıdır.Bir de, kendilerine Allah tarafından bu normal aklın verildiği kimseler vardır. Bunların hiçbir vakit ne çocukluk, ne gençlik, ne olgunluk, ne de ihtiyarlık çağlarında her hangi bir şeyden ne olumlu ne […]

Dizilerdeki Osmanlı Haremi Yalanlardan İbarettir

   İslam’a dünya çapında eşine az rastlanır hizmetleri bulunmuş Osmanlı Ecdadımızı karalamak amacıyla çevrilen dizilerde haremin ön plana çıkartıldığını görüyoruz. Kendi zihinlerinden uydurdukları veya aşağıda ismi geçen şahıs gibi ecnebilerin uyduruklarından yola çıkarak yazılan senaryoların hepsi sadece bir iftiradır. Çünkü Haremi ve Padişahın özel hayatını bilmek imkansızdır.    Osmanlı ve harem ile alakalı araştırma yaptığınızda […]

ÇANAKKALE ZAFERİNİN ASIL KAHRAMANI

Tarihimiz yalanlarla dolu Çanakkale savaşı denildiğinde komutan olarak hep Alman Limon von Sanders öğretildi ülkemdeki çocuklara Halbuki Limon Paşa deniz savaşının kazanılması üzerine bu göreve getirildi. Savaşın en önemli aşaması deniz savaşıydı. Limon’un kara harekatı sırasında ordularımızın başına getirilmesi Alman genelkurmayın bir planıydı. Onun asıl misyonu İngilizleri savaşın sonuna kadar burada tutmaktı. Eğer kara harekatı […]

II. Abdülhamid Han'ın vefatı ve cenaze merasimi

Sultan II. Abdülhamit Han’ın ölüm hastalığı 5 Şubat 1918 Salı günü soğuk algınlığı ile başlamış ve üç gün sonra şiddetli bir mide ağrısıyla nefes darlığı baş göstermiştir Emre Gül – Dünya Bülteni / Tarih Dosyası Sultan II. Abdülhamit Han’ın ölüm hastalığı 5 Şubat 1918 Salı günü soğuk algınlığı ile başlamış ve üç gün sonra şiddetli […]

Sadaka Taşı nedir?

   Osmanlı’da, derd‏ini‏ ki‏mseye anlatamayan fak‏irler ‏iht‏yacı olduğunda gecen‏in geç saatler‏inde sadaka taşının yanına gel‏irdi. Bu taştan parayı aldıktan sonra, kalanını kend‏isi‏ g‏ibi‏ i‏ht‏yacı olanları düşünerek bırakır ve sadakayı bırakana kalbi‏nden dua ederdi.    Ecdadımız Osmanlı, sadaka taşlarıyla yardımlaşmayı asalet‏, fazi‏let‏ ve hassas‏iyet‏ göstererek en güzel şekilde çözüme ulaştırdı. SADAKA TAŞLARI NASILDI? Sadaka taşları genell‏ikle […]

Abdülhamid Han'ın Ali Haydar Efendi ile buluşması

Ali Haydar Efendi Hazretleri anlatıyor: “Sultan Abdülhamid’i din düşmanları bize bile kötü tanıttılar, sonra anladık ki kerametleri olan büyük bir veli imiş. Osmanlı, İslâm’a çok büyük hizmetlerde bulundu. Hele Sultan Abdülhamid olmasa Ehl-i Sünnet eserleri ortadan kalkmaya mahkûm olurdu. Onun gayreti, siyaseti ve himmeti sayesinde ileriki nesillere sahîh kaynaklar ulaşabildi. Bir kere beni huzuruna kabul […]

Yavuz Sultan Selim'in fevkalade tevazusu

   Bir devlet adamı veya bir insan nasıl ve ne kadar mütevazi olur ecdadımızdan öğrenelim. İşte Yavuz Sultan Selim Han’dan büyük bir ders:    Mısır seferinden dönen Selim Han, yoğn yağmur altında atları üzerinde ilerlerken aynı zamanda meşhur alimleren Kemal Paşazade ile sohbet ediyordu. Birden Kemalpaşazade’nin atı ürktü ve ürken atın ayağından sıçrayan çamur, Yavuz’un […]

Atatürk'ün el yazısıyla: Muhammedin dinini kabul edenler…

   Atatürk hakkında bilinmeyenler ortaya çıktıkça Kemalizmin telaşı artıyor, tansiyonlar yükseliyor. Hatta öyle ki bazı kemalist tarihçiler uyduruk tarih yazıları bile yazıyorlar. Güya Atatürk’ü yüceltme amacı taşıyan bu yazılarla aslında maskaralığa imza atıyorlar.    İşte Mustafa Kemal’in el yazısıyla yazmış olduğu bir vesika. Bakın ne diyor:    Din birliğinin de bir millet teşkilinde müessir olduğunu […]

Osmanlı zenginlerinin hoş adeti

   Eskiden insanlar iyilik yaparlardı fakat söylemezlerdi, şimdi ise hem yapmıyorlar hem söylüyorlar…    Bu gün varlıklı kimseler iyilik yaparken bile “desinler” diye yapıyor ve bu iyilik karşılığında saygı bekliyebiliyorlar.    Bakınız iman ve edepte zirve yapan ecdadımızı nasıl adetleri vardı… Okuyalım ve ibret alalım…

Otuzbir Mart Vak'ası

Meşrûtiyetin muhafazası için Selânik’den İstanbul’a getirilen avcı taburlarının 13 Nisan 1909’dâ başlattığı isyân. Rûmî takvimle 31 Mart 1325’de vuku bulduğu için Otuzbir Mart Vak’ası diye bilinir. Bu vak’a bahanesi ile sultan İkinci Abdülhamîd Han tahttan indirilerek Selânik’e gönderildi. 23 Temmuz 1908de İkinci Meşrûtiyet’in ilânından sonra, İttihâd ve Terakkî memleketin yönetiminde hâkim duruma geçti. Meşrutî idare îcâbı […]

Zembilli Ali Efendi ve Karıncanın hakkı

   Osmanlı âlimlerinin meşhurlarından. Sekizinci Osmanlı şeyhülislâmıdır. İsmi, Ali bin Ahmed bin Cemâleddîn Muhammed’dir. Lakabı, Alâeddîn el-Hanefî er-Rûmî’dir. Evliyânın ve âlimlerin meşhurlarından olan Cemâleddîn Aksarâyî’nin torunudur. Dedesine nisbetle Cemâlî denilmiş ve Ali Cemâlî ismiyle tanınmıştır. Evinin penceresinden bir zenbil sarkıtır, suâl sormak isteyenler, suâllerini kâğıda yazıp zenbile koyardı. O da çekip suâllerin cevâbını yazar, zenbili […]