Mustafa Öztürk’ün ayetlere uydurma dediği ortaya çıktı Diyanet sessiz

   Fransa’da bir gavur aynı şeyi söyleyince açıklama yapan Diyanet, modası geçmiş Fetö’ye yüklenen Diyanet Kur’an ayetlerini açıkça kabul etmeyen, Peygamberimizin (haşa) Kur’an’a ekleme yaptığını/yorumladığını söyleyen bir İlahiyatçıya ses çıkartmıyor. Kimse ses çıkartmıyor. Kimseden tık yok!

   Yuh sizin Müslümanlığınıza! Kur’an ve din hassassiyetinize… Yuh olsun. Yazıklar olsun.

   İşte o ifadeler:

İHSAN ŞENOCAK HOCA DİYANETE SESLENDİ

   Allah’ın “Eğer kendi sözlerini bizim sözlerimiz diye söyleseydi onu yakalar şah damarını keserdik.” (Hakka, 69/44-46)” buyurduğu halde bazı ayetlere bu şekilde yaklaşmak ancak ve ancak müşrikçe bir tavırdır. İhsan Şenocak Hocaefendi, Prof etiketiyle ilahiyatta “tefsir” dersi veren bu zata sesi çıkmayan Diyanet’i eleştirdi.

ALAKALI YAZILAR:

15 Yorum

Yorum Ekle
  1. Diyanet muhalefet partilerine yani chp,sp, iyi p ve hdp’ye bagli oldugu icin diyanet böyle iste iktidarda muhalefet partileri var galiba.yeterki akp sucsuz olsun.Kurban oldugum Allah’im sonumuzu Hayreyle

  2. Ben merak ediyorum bu kişi nasıl bir savunma yapacak?Yoksa ben hata ettim özür diliyorum ama tövbe etmiyorum çünkü hataya günah yazılmıyor mu diyecek İlhami gibi.Peki diyanet neler söyleyecek bu konu hakkında?Gıybet etmek kul hakkıdır hakkımıza giriyorsunuz mu diyecek.Peki ya yöneticilerimiz nasıl bir tavır takınacaklar bu durum karşısında?Görmemezlikten mi gelinecek her zamanki gibi?

  3. Daha sağlıklı bir belge olması açısından hangi kitabın hangi sayfası olduğunu belirtebilir misiniz?

    1. Kuramer’in düzenlediği Cihad Sempozyumunun yazıya dökülmüş kitap halinde geçiyor.

  4. Bütün cemaatlerden temsilcilerle bir şura oluşturulsa ve bunlar medya aracılıgiyla ehli sünnet dışı görüşleri ifşa etse reddiye yapsa halk kimin ne olduğunu anlar ve itibar etmez.

    1. bu şuraya ilk muhalif DİB olur

  5. TEVBE- 29.AYET:

    قَاتِلُواْ الَّذِينَ لاَ يُؤْمِنُونَ بِاللّهِ وَلاَ بِالْيَوْمِ الآخِرِ وَلاَ يُحَرِّمُونَ مَا حَرَّمَ اللّهُ وَرَسُولُهُ وَلاَ يَدِينُونَ دِينَ الْحَقِّ مِنَ الَّذِينَ أُوتُواْ الْكِتَابَ حَتَّى يُعْطُواْ الْجِزْيَةَ عَن يَدٍ وَهُمْ صَاغِرُونَ ﴿٢٩﴾

    Tevbe-29.ayetin açıklamalı doğru meali aşağıdaki gibidir.
    Tevbe-29-Kendilerine (daha) önceden kitap verilen (barış antlaşmalarına uymayıp size savaş açmış) zümreden Allah’a da ahiret gününe de (gerçek anlamda) inanmayan,Allah ve O’nun elçisi’nin haram kıldığını (saldırganlık,tecavüz vb.) haram saymayan ve (kendilerine gelen ve tahrif edilmemiş olan) hak dini (gerçek anlamda) din edinmeyen (ve size saldıran) kimselerle baş eğmişlik içinde (bir vatandaşlık görevi olan) vergisini kendi elleri (kudretleri) ile verinceye dek siz de savaşın.“ şeklindedir. (الله اعلم )

    Ama sayın Mustafa Öztürk,Tevbe-29. ayette geçen kitap ehlinin Medine antlaşmasına ihanet eden ve Medine’ye saldıran müşriklerle birlıkte müslümanlara saldıran bir grubun olduğunu ve doğal olarak ilahı mesajın da bunlara yönelik farklı olması gerektiğini ya düşünememiş, ya da doğru bir araştırma yapmamıştır,yoksa söz konusu iddiade bulunmaması gerekirdi.

    Özetle,bunlar bütün kitap ehli değil,sadece barrış anlaşmasını bozan,müşriklerle bir olup müslümanlara saldıran bir kesimdir, çünkü ( من الذين )“ minelleziyne“ min“ من „ tab“id“ harfi olup,sadece saldırgan bir grubu ifade ediyor. Bu nedenle,sayın Mustafa Öztürk’ün iddiası gerçeği yansıtmamaktadır.

    Yani(TEVBE-29.ayette bildirilen hüküm, bunlar İslama inanmadıkları için değildir,bunlar saldırgan müşriklerle bir olup silahli güç oluşturarak islam devletine baş kaldıran ve devleti tanımayan bir grup kitap ehlidir,bütün kitap ehli değil. ‘’CİZYE’’ ise,onların islam devletini tanıyıp,silahlı eylemlerine son verme karşılığında,islam devletinin de onların,can,mal,din,inanç,ibadet ve tüm insanı haklarını güvence altına almayı ve islam devletinin birer vatandaşı olarak devletin tüm hizmetlerinden yararlanmayı ifade eden çok cüzi bir mali taahhüttür (vergidir).

    Ayrıca bunlardan sadece silahlanan ve savaşan (saldıran) kişiler bu cizyeyi verirler. Kadın,yaşlı,hasta, malül ve yoksul olanlar bundan muaftırlar.Halbuki islam devletinde yaşayan müslüman vatandaşlar da bunlardan kat kat daha fazla bir vergi olan zekatı vermek zorundadırlar.Ayrıca vatandaşlık görevi olan söz konusu çizye de çok cüzi bir vergidir….)

    Kur’an’a göre savaş,ancak meşru müdafaaya yönelik olabilir,bunun dışında hiç bir savaş meşru değildir.İşte bunun delili Bakara. 190. ayettir.

    وَقَاتِلُواْ فِي سَبِيلِ اللّهِ الَّذِينَ يُقَاتِلُونَكُمْ وَلاَ تَعْتَدُواْ إِنَّ اللّهَ لاَ يُحِبِّ الْمُعْتَدِينَ ﴿١٩٠﴾

    Bakara-190: Size savaş açanlara (saldıranlara) karşı siz de Allah yolunda (Allah’ın izin verdiği meşru müdafaa hakkınızı kullanmak suretiyle) savaşın Ama (savunma amacınızı aşıp) saldırganlık yapmayın; Şüphesiz (kim olursa olsun) Allah saldırganları sevmez..

    (Not: Bu ayetten sonra gelen ayetler de yine bu sadece bu saldirgan gruba vurgu yapiyor. (bütün müşrikler ve inanmayanlar değil…) Aşağıdaki Arapça metnindede bu şekilde açıklama yapılmaktadır. Saygılarımla.

    لا يختلف اثنان بإن الاقتتال بين مخلوقات الله تعالى نوعان لا ثالث لهما، عدوان أو دفاع عن النفس، وقد حدد الله تعالى القتال المشروع في الإسلام بالدفاع عن النفس فقط، ونهى عن العدوان، مصداقاً لقوله سبحانه وتعالى في هذه الآيات الكريمة:
    {وَقَاتِلُواْ فِي سَبِيلِ اللّهِ الَّذِينَ يُقَاتِلُونَكُمْ وَلاَ تَعْتَدُواْ إِنَّ اللّهَ لاَ يُحِبُّ الْمُعْتَدِينَ} (البقرة19)
    لا نجد في كتاب الله العزيز آية واحدة تجيز الاعتداء على أحد، وفي هذه الآية تحديداً (التوبة 29) اُمرنا بالقتال المشروع، وهو الدفاع عن النفس والدين. لقد جاء الأمر بقتال الذين أعتدوا من أهل الكتاب فقط وليس أهل الكتاب كافَة،

  6. Muhalif bir parti veya Fransa bu hadsizlikleri yapsa ortalık ayağa kalkar herkez açıklamalarda bulunurdu. Tefsir profesörü olunca ses yok.

    Ama kadınlara dokunan bir açıklama yapsa yine ortalık ayağa kalkardı. Bütün büyükler tek tek fikir beyan eder kinamalarda bulunurdu. Ne hale geldik ya şu 20 Senedir. Uyuştuk.

  7. Bir dakika, bir dakika!!!
    “…modası geçmiş fetö’ye yüklenen diyanet…” diyerek fetö tehdinini modası geçmiş bir tehdit olarak değerlendiriyorsanız bu büyük bir hata içerisinde bulunduğunuzu gösterir. Bu düşünceniz fetö taifesi ile sürdürülen mücadeleyi küçümsediğiniz manasına gelir ki bu da bir başka büyük gaflettir.
    Fetö’nün modası geçmiş olsa o zaman her gün yeni gözaltılar ne manaya gelmektedir?

    Yok şayet “…modası geçmiş fetö’ye yüklenen diyanet…” ifadeniz ile fetö ile yapılan mücadeleyi küçümsemediğinizi, böyle bir şey kastetmediğinizi söylüyorsanız o takdirde bu ifadeniz ile neyi kastettiğinizi açıklamanız gerekir.

    Yukarıdaki husus haricinde sizlerle hem fikirim. Diyanetin bu konudaki suskunluğunu, dün gece misafirimiz olarak bulunan bir köşe yazarı ile de konuştuğumuzda, bir anlam veremedik. Sonuçta devletin maaşlı memurları olarak iktidarın yolundan yürümekle mükellef bir teşkilatın tabii bir suskunluğu olsa gerek diye düşündük, ancak öyle karar kılamadık. Mesela kitaplı diye bilinenlerin bu sapmaları ile diyanet müessessinin suskunluğu Ecevit, Demirel, Mesut Yılmaz dönemlerinde olmuş olsaydı tereddütsüz yukarıdaki düşüncemiz doğrultusunda karar kılardık. Oysa diyanet müessesesi belki kuruluşundan bu yana ilk kez bu denli rahat çalışma ortamı bulmuş iken fitnelere sessiz kalmasının mantıklı bir izahatı olmasa gerek.

    Selametle

    1. “Modası geçmiştir” çünkü herkesçe foyası ortaya çıkmış, niyetleri anlaşılmıştır. Güçlü zamanlarında yani favori oldukları dönemde ses çıkarmayıp bu gün fetö üzerinden güya din savunması yapmak sadece göz boyamaktır. Asıl mesele gündemde olup ifsat faaliyeti yapanlara karşı durabilmektir. İşte fırsat. Diyanet samimiyetini ispat etsin. Tevbe suresindeki bazı Kur’an ayetlerinin Allah tarafından geldiğini inkar eden Mustafa Öztürk, Kur’an dünün Mekkesine hitap ediyordu bu güne hitap etmiyor diyen İlhami Güler derhal kınansın, kürsülerden ifşa edilsin ve görevlerinden alınsın…

      1. Modası geçmiș demekle insanaların dıkgatını dağıtmak mümkünmidir sizce

        1. Modası geçen birşeye çok dikkat çekmek insanların dikkatini dağıtmak olmasın?

    2. zaten ne olduğu herkesçe bilinen yanlışlara yanlış demek marifet değil

  8. Mülk suresi 8. O cehennem (kâfirlere karşı) öfke(sin)den dolayı param parça olmaya çok yaklaşmıştır. (“O kâfirler ne zaman bana atılacaklar da onları yakacağım?” diye neredeyse çatlayacak ve her parçası başka bir yere fırlayacaktır.) Her ne zaman onun içerisine (kâfir) bir topluluk atılacak olsa, (Mâlik ve yardımcılarından oluşan cehennem) bekçileri onlara sorar ki: “(Bu gününüze kavuşacağınıza dair) size (Allâh’ın âyetlerini okuyan) bir uyarıcı gelmemiş miydi?”

    1. Hadisi kudsi.ALLAH CC buyuruyorki:Eğer rukü eden yaşlılar huşu sahibi gençler,emzikli bebekler ve otlayan hayvanlar olmasaydı,elbette üzerinizdeki göğü demir,yeri kupkuru toprağıda kül yapardım da size gökten bir damla indirmezdim.yerden de bir dane bitirmezdim ve elbette azabı üzerinize boşaltırcasına dökerdim.(imamı gazali mecmüatür rasail 7/93)

      Allahım bizleri bunların narına yakma yarabbi
      Biz bu cahillerin söylediklernden beriyiz yarabbi
      Bizler günahkarız amma faZlu kereminle itikadda bizleri ehli sünnetten ayırma ya rabbi.amin

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

ihvanlar.net EHLİ SÜNNET MÜDAFAA HATTI © 2018 YASAL UYARI: Sitemizde bulunan www.ihvanlar.net imzalı yazılardan alıntı yapılması halinde sitemiz kaynak belirtilmelidir.