Devletleri çökerttiler Cemaatler de çökerse, her şey biter

“İşte son çeyrek asırdır bu İslâmî Ehl-i Sünnet omurga çökertilmeye çalışılıyor…
28 Şubat’tan 15 Temmuz’a gelen ve hâlen bütün şiddetiyle süren bu çökertme operasyonları, hem çok tehlikeli hem de iğrenç boyutlar kazandı…
İslâm tarihinde ilk defa İslâm’ın kurucu kaynakları tartışmaya açıldı, yıkılmaya çalışılıyor fütürsuzca…
Hadislere, mezheplere, İslâm’ın kurucu kaynaklarına karşı İslâm tarihinin hiç bir döneminde böylesine büyük bir saldırı olmadı.
Hadislere saldırı, Hz. Peygambere saldırının ön-aşamasıdır. Sırada Hz. Peygamber var. Sonra sıra Kur’ân’a gelecek…
Kurucu Kaynaklar, bir dinin kök’lerini oluşturur, gök ekini ruhköklerini.
‘EŞYANIN TABİATINA TERS’
“Köksüz ağaç meyve vermez. Soysuzlar, bize soylu bir gelecek vadedemez. Eşyanın tabiatına terstir bu.
Temel kaynaklar yıkılınca, tutunacak dal kalmaz: Kitleler, büyük çıkmaz sokağın eşiğine yuvarlanır…
Ortalığı nihilizm, deizm ve ateizm savrulmaları kaplar: Eğer kurucu temel kaynaklar çökerse, bu savrulmaların önünde kimse duramaz.
Tarih boyunca kurucu temel kaynaklarımızı koruyan ilim, irfan ve hikmet yolculukları oldu.
Medeniyet, kriz yaşamaya başlayınca, bütün dünyayı istila eden, sömürgeleştiren emperyalist Batı saldırısının da etkisiyle Devletler çökünce, Müslüman zihin, Müslümanca yaşama zemin’i ve hayata Müslüman duyarlıklarını, zevklerini, beğenilerini, duyuş ve düşünüş biçimlerini nakşeden Müslüman zaman’ı da buharlaştı, yok oldu. Sonuçta ilim, irfan ve hikmet yolculukları da tarih oldu, son buldu…
Yaşadığımız bu ikinci medeniyet krizinin somut en önemli sonuçlarından biri devletlerin çökmesi ve sömürgecilerin icat ettiği yapay, güdümlü devletlerin zuhur etmesi oldu.”
‘DEVLETLER ÇÖKTÜ AMA CEMAATLER ÇÖKMEDİ’
“Devletler çöktü ama cemaatler çökmedi; alttan alta hem sömürgecilere direnişi hem de dirilişi yeşertti.
Müslümanların bağımsız devletleri yok: Batı güdümlü diktatörlükler var ve Müslüman halkların burnundan getiriyorlar, Müslümanların tabiî kaynaklarını emperyalistlere peşkeş çekiyorlar…
Yeni direniş de, yeniden doğuş ve yenilenerek doğruluş da tabandan yani cemaatlerden gelecek…
Bunu çok iyi biliyor Batılı emperyalistler.
O yüzden Kadıyanîlik gibi, FETÖ gibi, bu kez İslâm’ı, içerden vuracak, küresel sisteme boyun eğdirecek, sahte cemaatler icat ettiler.
15 Temmuz bunun zirve noktasıdır. FETÖyle cemaatleri eşitleyip bütün cemaatleri önce devletten sonra hayattan uzaklaştırmak istiyorlar.
Onun için de önce İslâm’ın kurucu kaynaklarına saldırtıyorlar, sonra da Müslüman oluşumları birbirlerine saldırtacaklar…
Çok sinsi bir operasyon bu!”
‘ELİMİZDE SADECE CEMAATLER KALDI’
“Oysa elimizde sadece cemaatler kaldı.
Cemaatler de bu büyük medeniyet krizinden nasibini aldı.
İhale peşinde koşturan, siyasanın ve piyasanın peşinden koşturan STK’lara dönüştü ve ruhsuzlaştı, amacından sapmaya başladı…
Bütün bunların hepsi doğru.
Ama asıl görmemiz gereken ve görmekte zorlandığımızı gördüğüm ürpertici gerçek, cemaatlerin hedef tahtasına yatırılmasından geniş Müslüman kitlelerin tedirginlik duymamaları hatta memnun olduklarını söyleyebiliyor olmaları.
İşte bu felâket.
Büyük bir felâket bu.
Zokayı yuttuğumuzun göstergesi, ürpertici felâket.
Bu mesele en temel ve çetrefilli meselemiz olacak…
Hem kurucu temel kaynakların korunması hem cemaatlerin fitne-fesat tuzağına düşürülerek birbiriyle boğuşmasının önüne geçilmesi hem de cemaatlere operasyon çekilerek Müslümanların devletten bütünüyle temizlenmesi gibi üç temel hayatî meselemiz var üzerinde derinlemesine kafa yormamız gereken.
Son söz olarak uyarıyorum: Devletleri çökerttiler… Cemaatler de çökerse, her şey biter… Allah muhafaza.
Allah kardeşliğimizi bozmasın, tuzaklara karşı basiretimizi bağlamasın. Amin.”
Yusuf Kaplan – Yeni Şafak Gazetesi