Bir kişinin Allah dostu olup olmadığını nereden bileceğiz?

   Biz deliller serdettikçe Vehhabi Selefi kafanın canı acıyor, kaçacak delik arıyorlar. Kur’an ayetlerini gözlerine sokunca afallayıp kalıyorlar. Meğer bu ayetlerden hiç haberleri yokmuş! Ya da Kur’an-ı Kerimi okurken bile atlıyor muydunuz bu ayetleri yoksa?
   Yok yok… Gerçek şu ki Bin Baz icazetli hocaları onlara bu ayetleri okumuyordur. Onlar da zavallı cahiller daha Kur’an okumasını bilmiyorlar, Arapçadan haberleri bile yok. Kendilerine ne anlatılırsa ve tavsiye edilen sitelerden bir iki makale, ellerine geçen kitaplardan birkaç tane okumakla “tevhid” savaşçısı olduklarını zannedip ortalığa atılıyorlar.
ALLAH DOSTLARI İNKÂR EDİLEMEZ
   Kur’an-ı Kerimdeki ayetler açıkça gösteriyor ki, yeryüzünde yaşayan Allah’ın dostları vardır. Ve onlara dünya – ahiret hayatı için müjdeler verilmiş korkulardan emin kılınmışlardır. Bunlar Rabbimizn beyanlarıdır. BURADAN OKUYABİLİRSİNİZ
   Bu ayetler karşısında dumura uğrayan inkârcı takım bu sefer helak olan Ben-i İsrail gibi işi yokuşa sürmeye çalışmaktadır.
ALLAH DOSTU OLDUĞUNU NEREDEN BİLİYORSUNUZ?
   Ayetlerle beyni dumura uğrayan inkârcı takım birkaç dakika afalladıktan sonra kendine gelip şöyle sormaya başlıyor ve: “Peki nereden biliyorsunuz bu kişinin Allah dostu olduğunu, vahiy mi indi” veya “bu kişinin Allah dostu olduğu alnında mı yazıyor” diyorlar.
   Bunlara şöyle cevap verebiliriz:
   1- Allah dostlarının var olduğu Kur’an-ı Kerim ve hadis-i şeriflerde bildirilmiş midir?
Evet, bildirilmiştir. Yunus 61 ayeti buna en büyük delildir.
  2- Ayette geçen Allah dostları bu gün de mevcut mudur?
Kur’an kıyamete kadar bâkî ise evet mevcuttur. Bâkî değil diyorsanız zaten sizinle tartışmaya gerek yok. Önce şehadet getirin, sizi imana davet ediyoruz. Şayet bâkî ise evet bu gün de Allah dostları mevcuttur.
   O halde şöyle bir sonuç ortaya çıkıyor: Allah dostlarının varlığı inkar edilemez ancak bir kişinin Allah dostu olup olmadığı tartışılabilir?
   Peki, biz bir kişinin Allah dostu olup olmadığını nerden bileceğiz?
   Linkini verdiğimiz yazıda (tıklayın) bunu anlatmaya çalıştık. Kur’an-ı Kerimdeki ayetlerde bildirilen kurtuluşa erenlerin, takva sahibi olanların vs. özelliklerini Allahu Teala bildiriyor.
   Ölçümüz Kur’an ve Sünnet ise o halde bu gün “Allah dostu” diye bilinen şahısları bu kriterlerden geçirelim. Bakalım uyuyor mu uymuyor mu?
 EFENDİ HAZRETLERİNDEN MİSAL VERELİM
   Ey inkarcı kardeş! Mesela git Mahmud Efendi Hazretlerinin çocukluğundan bu yaşına gelinceye kadar yaşamına şahitlik eden herkese bir sor. Hayatında bırak haramı şüpheli şeylere bile yaklaşımı nasıldı? Haramlardan nasıl sakınırdı? İbadet hayatı nasıldı? İnsanları nasıl hakka davet ederdi? Bütün ömrü ne ile geçti? Kur’an’ı Kerimi anlatmaya ömrünü adadı mı yoksa yan gelip yattı mı? Boşa zaman harcar mıydı? Boş kelam eder miydi? Vs…
   Git araştır bir sor bakalım ne cevap alacaksın…
   Biz sana bir örnek verelim. Bunun canlı şahitleri hayattadır. Emr-i Bil maruf çalışmaları için gezinirken bir yerde mola verilir. Ayran içmek için bardak yoktur ve birilerinden plastik bardak alınır. Neyse mola biter yola koyulurlar. Yaklaşık 50 km ilerlemişken Efendi hazretleri bardakları geri verip vermediklerini sorar. “plastik bardak ne çıkar” dedilerse de Efendi hazretleri geri dönülmesini ister ve alınan plastik bardağı geri vermek için dönerler.
   Bu hassasiyet kimde var? Bu ancak Allah’tan çok sakınan bir kulun düşüncesidir. Hayatını araştırdığınızda her anın bu hassasiyet ile geçtiğini göreceksiniz.
   Evet, gidin araştırın. Şayet Mahmud Efendi’nin hayatında Allah’a isyan, şeriattan ayrılma, uzaklaşma görürseniz bize de haber verin, biz de bilelim.
KİM KÂRDA KİM ZARARDA
   İşte Mahmud Efendi gibi insanlara biz hüsn-ü zan ediyoruz ve Kur’an-ı Kerimde bahsi geçen Allah dostlarından olduğunu umuyoruz.
   Şayet o Allah dostu ise biz Allahu Teala’nın kitabında “onlara korku yoktur”buyurduğu bir Allah dostuna dost olmamızdan dolayı kârdayız. Allah’ın gerçek dostuna yakın olan Allah’a da yakın olur.
  Şayet Allah dostu değilse, biz bir Mü’min için hüsn-ü zan beslemiş oluruz ki, bu da bize bir zarar getirmez. Çünkü gerçek Allah dostu değilse bile bize Allah’ın emirlerini, şeriatı eksiksiz yaşamayı öğütlüyor. Allah’ın düşmanlarına düşman olmaya çağırıyor. İlme, ibadete, takvaya davet ediyor. Haramlardan sakınmayı, şüpheliden bile uzak durmayı, helallere yapışmayı emrediyor.
   Bu haliyle o bir vaizdir ve yine Allah (Celle Celaluhu) tarafından Kur’an-ı Kerimde övülmüştür.
Peki, siz ne haldesiniz?
   Şayet bu Allah dostu değilse bile siz iftira etmek ve karalamak suretiyle kul hakkına giriyorsunuz. Bir Müslümanın hakkını çiğniyorsunuz. Vebale giriyorsunuz.
   Şayet Allah dostu ise…
İŞTE O ZAMAN YANDINIZ
   Şayet o şahıs Allah’u Teala’nın Kur’an’ında bahsettiği Allah dostlarından ise, işte siz o zaman gerçekten yandınız.
   Çünkü Allah’ın dostuna düşmanlık etmiş oldunuz.
   Allah (Celle Celaluhu)nun Yunus 61, 62, 63’de “onlara korku yoktur, mahzun da olmayacaklardır, onlara dünyada ve ahirette müjdeler vardır” buyurduğu bir Allah dostuna düşmanlık ettiniz. Yani kafanızı dağa çarpsaydınız, yedi kat gökten düşseydiniz bundan iyiydi.
   Dolayısıyla hesabı iyi yapmak lazım.
   Gelin bu düşmanlıktan vazgeçin. Kendi iyiliğiniz için “Allah dostu” denilen şahıslara en azından bir Müslüman, bir mü’min olduklarından dolayı saygılı olun. Varsa bir hata bunu eleştirmek elbette hakkınız ama iftira, hakaret, düşmanlıkla ve putlar için inen ayetleri yanlış yorumlamakla hataya düşmeyin.
   Biz uyarıyoruz. Tercih sizin…
 www.ihvanlar.net