HİDAYET VE SAPIKLIK

   Ehli sünnet (Allah zaferlerini daim kılsın) şöyle dedi: “Allah Teala’nın hidayete erdirmesi demek kulun nefsinde hidayetlenmeyi (ihtidayı, doğru yola girmeyi) yaratması demektir. Saptırmak (ıdlal) da onda sapıklığı (delaleti) meydana getirmesi manasına gelir.”

   Mutezile’de şöyle dedi: “Yüce Allah’ın hidayeti doğru yolu göstermesi demektir. Saptırması ise kula “sapık” demesi (sapık tesmiye etmesi) veya kul kendi nefsinde sapıklığı yarattığı zaman onun sapıklığına hükmetmesi” demektir.

   Bu mevzuda da Ehlisünnetin görüşü isabetlidir. Çünkü Cenab-ı Hak Peygamber Aleyhisselam’a hitaben şöyle buyurmuştur:
   “Muhakkak ki sen her sevdiğin (istediğin) kimseyi hidayete erdiremezsin.”(Kasas 56)

   Eğer hidayet doğru yolu göstermek manasına olsaydı onun Peygamber efendimizden nefyedilmesi doğru olmazdı, zira o, sevdiğine de sevmediğine de doğru yolu göstermiş, hidayeti açıklamıştır.

   Yine Cenab-ı Hak: “Dilediğini saptırır, dilediğine de hidayet verir.”(Fatır 8) buyurmaktadır. Eğer hidayetin manası doğru yolu açıklamaktan ibaret olsaydı ayette zikredilen şıklar (dilediğine sapıklık, dilediğine hidayet) tahakkuk edemezdi. Çünkü Yüce Allah’ın doğru yolu açıklaması herkes için variddir. Saptırmak terimine gelince, o da (Mutezilenin iddia ettiği gibi) kula “sapık” demekten ibaret olsaydı (ayette zikredildiği üzere) ilahi irade ile değil, kulun iradesiyle kayıtlanmış olurdu, çünkü bu anlayışa göre sapıklık kulun kasıt ve iradesine bağlı olmaktır.

www.ihvanlar.net

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

ihvanlar.net EHLİ SÜNNET MÜDAFAA HATTI © 2018 YASAL UYARI: Sitemizde bulunan www.ihvanlar.net imzalı yazılardan alıntı yapılması halinde sitemiz kaynak belirtilmelidir.