SARIK-CÜBBE-ŞALVAR GİYMEK VE SAKAL BIRAKMAK İSTİYORUM

 

Öncelikle şunu belirtmekte yarar var;

Bir tüccarın yaptığı ticarete verdiği ehemmiyeti, önemi ve değeri müslüman bireyler olarak bizler dinimize ve ahiretimize vermeliyiz.Dünyanın bir köprü olduğunu, varılacak olan asıl istikametin ahiret yurdu olduğunu unutmamalıyız.

Dünya, Efendimiz’in haber verdiği fitne zamana o kadar hızlı bir şekilde ilerliyor ki; içerisinde bulunduğumuz durumu tahlil ve analiz dahi edemiyoruz.Kimisi muharref dinleri hak gösterme çabasına girerken diğeri sünnetleri inkar ediyor.Birisi haramları helal sayarken bir diğeri kalpçilik oyunu ile kendini kendırıyor.İslam reformize edilmeye çalışılıyor, sisteme uygun hale getirilmek isteniyor.

Bu arada olan; islamın özünü ve aslını yaşamak, içi ile dışı ile peygamberine benzemek isteyen saf müslümana oluyor.Ya hakları gasp ediliyor, ya hakarete uğruyor veya en azı itici bakışlardan kurtulamıyor…

Bu tesbitlerden sonra ”ben içimi ve dışımı Resulullah Efendimiz’e benzetmek istiyorum, cübbe giymek sarık sarmak ve sakal bırakmak istiyorum ama ağır geliyor veya ağır gelmesinden korkuyorum, nasıl yapabilirim?” diyen kardeşlerimize bazı tavsiyelerimiz olacak.

Şu bilinmelidir bu kıyafete bazı insanların düşmanlık yaptığı gibi içimizde bulunan ve 70 şeytandan daha şerli olan nefsimizde bu sünnetlere şiddetle karşı çıkmaktadır.
Mesela; şapka takarsın nefsin hoşuna gider ama aynı kafaya takke takarsın nefsin hoşuna gitmez.Kışın uzun ve kalın palto giyersin ama arkası ortadan yırtıktır ve bu nefsinin hoşuna gider.Ama aynı paltoyu erkasını diktirip cübbe niyetine giyseniz nefisinizin hoşuna gitmez.Sakalını yarım yamalak kesip acaip bir şekilde olmak hoşuna giderken, aynı sakalın sünnet üzere olması çok ağız gelir zalim nefsimize….

Bu sebeple nefsimizin de bu gibi sünnetleri benimsemesi gerekir.Bununda bir yolu vardır şöyleki;
İçimize gelen bir istekle heme sakal bırakırsanız veya cübbe giyerseniz bu size ağır gelebilir ve nefsinizin ağır muhalefeti ile karşılaşabilirsiniz.Bu muhalefetin sonucunda pes edebilir ve sünnetten çekinebilirsiniz.Efendimiz’in sünnetini yapmaktan çekindiğiniz veya haya ettiğiniz içinde bir azara müstehak olabilirsiniz.Onun için ilk kaide acele etmemektir.

SAKAL BIRAKMAK İÇİN
Biliyorsunuz sakalın bir karış olması sünnettir.Sakalı tıraş etmek ise haramdır.Öncelikle haramdan kurtulmak için sakalınızı asla jilet veya usturaya vurmayın.Makine ile kısaltın.Sonra sonra yavaş yavaş numara yükseltin.Makina ile bire vuruyorsanız bir müddet sonra rakamı arttırın.Sakalınızın etrafının düzenli olmasına dikkat edin.Allah’ın izniyle hem siz sakalı benimsemiş olursunuz, hem etrafınızdakiler benimsemiş olur.Böylece etrafınızdan gelecek ani ve yıpratıcı tepkilerden de kurtulursunuz.

CÜBBE VE SARIK
İmam-ı Gazali hazretleri cübbesiz kılanan namazı edepsizlik olarak sayıyorlar.Biz de bu edebe riayet etmek istiyoruz o halde;
Cübbe ve sarığa geçmeden önce kardeşlerimiz renkli ve güzel bir takke alsınlar.İş yeri müsait olmuyorsa (bir yerde çalışıyorsa) işten çıktıktan sonra takkelerini taksınlar, dışarıda ve evde takkeli olmaya dikkat etsinler.Peygamber Efendimiz başı açık gezmemiş, bizde böylece ittiba etmiş oluyoruz.
Daha sonra bir cübbe alsınlar ve sadece namazlarda giysinler.Cübbe tek renk ve koyu olsun.(Mesela lacivert veya kahverengi) Alınan cübbe omuzlara ve vücuda tam oturmalı.
Cübbe çok uzun olmamalı.Dizleri biraz veya bir karış geçmesi kafidir.
Cübbe ile camide ve cemaat ile kılınan namazlara bir müddet devam etsinler.Ancak camiden çıkarken cübbeyi çıkartsınlar.Sonra yatsı namazlarından sonra eve giderken cübbeyi çıkarmasınlar.Sabah namaza gelirken ve giderken de cübbeli olsunlar.Böylece yavaş yavaş Allah’ın izni ile alışır ve benimserler.

Bu arada mümkünse pantolonlarını biraz daha bol giyinsinler.

Sarığı zaten dışarıda takmamız yasak, camilerde ve evde serbest.
Cübbeyi nefsimize sindirdikten sonra 1.5 – 2 metre kadar bir sarık alalım.Sarığımızı da evimizde ve camide saralım.
Sarık sararken arkadan bırakmıyoruz ve düzgün sarılmasınada dikkat ediyoruz.Aynanın karşısında denemeleri yapalım.Cemaate sarığı çirkin göstermekten sakınalım.Üzerimizin temiz ve düzenli olmasına dikkat edelim.

Bunları yaparken eski halimizi hatırlayıp şimdiki halimize şükredelim.Yapmayan veya yapamayanları asla ve asla küçük görmeyelim.
Cami imamı ile eğer tanış değilsek tanışalım, bizden büyük ise elini öpelim.Cemaat ile musahafalaşalım.

Şimdi cübbeyi giydiniz ve sarığıda sardınız.Sizi bekleyen süprizlerede hazır olmalısınız.
Mesela camiyi kendi özel mülkü gören sünnet düşmanı bir imama rastlarsanız imamın hakaretine uğrayabilirsiniz.Gazete haberlerinden okuyoruz; kaymakam sarıkla namaz kılınmasını yasaklamış…Al sana bir örnek işte.O camide bulunan bir sarıklının halini düşünün ya çıkaracak yada girmeyecek! (ne rezillik!)
Diğer bir süprizde hürmet görmenizdir.Şöyle ki; artık sizle işi olan ”buyur hacı abi”  veya ”hoca” diyecektir.İmam belki namaz kıldırmaya davet edecektir.Bunlarda nefsimize hoş gelir ama güzel şeylerdir ve kıyafetimizin verdiği heybetin bir eseridir.

Her halukarda biz bunu Allah rızası için yapıyoruz, hem içimizi hemde dışımızı temiz tutuyoruz.
Dış görünüşle iş bitmez diyenler bu kıyafetleri giyemez, böyle gezemezler.Bu onlara çok ağır gelir.Herkes gibi görünmek onların prensiplerindendir.Ama giyenede karışırlar ve ”kalp temiz olmadıktan sonra” diyerek cübbe giymek ile kalbin kirli olmasını eşleştirirler.Daha önce dedğimiz gibi bunlar görünüş ile Resulullah’a benzemekten bahsedince işi hemen kalbe getirirler.Konudan sıyrılmanın kısa yoludur bu!
Kimse kimsenin kalbini bilemez.
Her yönü ile kafirlere benzeyip hemde kalbinin tertemiz olduğunu da kimse iddia edemez.
Dışı ile, hal ve hareketleri ile kafirlere benzemek, onlara muhabbet beslemek ve onlara muhalefet etmemek zaten kalbin çürümüş olmasının, hak ile batılı ayıramamanın bir alametidir.Allah cümlemizi muhafaza eylesin!

Allah (celle celaluhu) sünneti yaşamak isteyen ve bu önemli adımları atan kardeşlerimize yardım eylesin. Amin!
www.ismailaga.info